ABD, NAURU'YU TEHDİT EDEREK ABHAZYA VE GÜNEY OSETYA'YI TANIMAK İSTEYEN ÜLKELERE GÖZ DAĞI VERİYOR
08/04/2010. Nauru Cumhuriyeti, Pasifik Okyanusu’nun batısında bir ada ülkesi, ABD’nin terörizme karşı verdiği savaşta bir kurban haline gelebilir. Bölgeden alınan bilgilere göre ABD ve Avustralya
(Nauru Cumhuriyeti’nin en önemli ticari ortakları) cüce konumunda bulunan bu devlete karşı büyük devletlerin var olan ekonomik güçlerini kullanarak Amerikan Enerji Şirketi kanalı ile ekonomik baskı altına almaya çalışıyor.
Ada ülkesinin en önemli gelir kaynağı adada bulunan fosfat madeninin çıkartılması ve ihraç edilmesidir.
1990 yılından itibaren ülkede bulunan minerallere olan yurt dışı taleplerde ciddi bir azalma yaşandı. Ülkeye gelen yatırımcıların önemli bir kesimi Nauru Resmi Ticari Bölgesi’nin kurulmasından sonra ekonomik gelişimi sağlanmıştır. Bugün, Nauru yeniden ciddi bir ekonomik kriz ile karşı karşıya bulunuyor, ülke ABD ve ABD Yönetimi’ne bağlı şirketlere bağımlı duruma düşmüştür, ABD’li şirketler devletten borçlarını ödemesi için zorlama yapmakta ve bu nedenle devletin mallarına el koymayı talep etmektedir.
Kuşkusuz, ABD borçlarını tahsil etmek için talepte bulunmakta haklıdır, fakat Nauru Cumhuriyeti aslında uzun yıllardır ABD Şirketlerine karşı borçlu durumda bulunuyor, Nauru Cumhuriyeti’nin Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımasından sonra ABD Yönetimi’nin Anti – Nauru Politikası sonrasında bunun hızlandırılması ilginçtir. ABD Yönetimi diğer ülkelerin Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımaması konusunda kendisine kayıtsız şartsız itaat etmesini ve onayını almasını istiyor. Ve burada uluslararası hukuk, artık siyasi bir şantajın aracı durumuna gelerek
“kutsal inek” konumuna gelmiştir.
ABD Sırbistan’ın bir eyaleti olan Kosova’nın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke oldu, ortaklarına ve kendisine bağımlı ülkelere de tanımaları çağrısını yaptı. Aynı dönem içerisinde yaşanan Abhazya ve Güney Osetya’nın Bağımsızlık mücadelesi ABD’nin uluslar arası hukuk normlarına uymadı, birçok hukuksal – tarihsel benzer verilere rağmen Kosova’nın kendine özgü
“tek bir olay” olarak kalmasını istedi. ABD Yönetimi’nin bu uygulamaları rahatsız edici paralellikler taşımaktadır, aynı zamanda açıkça ve utanmazca uygulanmaktadır, yeni bağımsızlığını kazanmış olan ülkelerin bağımsızlığını tanıyan ülkelere karşı ABD yönetimi her türlü politik – ekonomik baskı ve şiddet yöntemlerini uygulamaktadır. ABD Yönetimi Nauru’yu
11 Eylül 2001 yılında yaşanan olaylar sonrasında
“Yurtseverlik Yasası”nın bazı maddelerine karşı gelen ülke, Nauru Cumhuriyeti’nin terörizmin ana finans merkezi olduğunu savunuyor.
Bu tamamen saçma, aslında Nauru Cumhuriyeti dış politikada ki temel ilkesi olan nükleer silahsızlanma, silahların kontrolü, silahsızlanma, uluslar arası güvenlik ile ilgili sözleşme ve anlaşmaları imzaladı. Nauru halkı sadece 14 bin kişiden oluşuyor, insanları tarım, balıkçılık ve deniz ürünlerinin işletilmesi ile ilgileniyor, kesinlikle ABD’nin güvenliğini
“tehdit” edecek bir konumda bulunmuyor. Asıl ABD’nin yapmış olduğu siyasi ve ekonomik yaptırımlar, bağımsız bir ada ülkesi olan Nauru Cumhuriyetinin varlığını tehdit etmektedir. Nauru Cumhuriyeti’ne uyguladığı bu kamçı politikası, onları taklit etmek isteyen ülkelerin bu gibi eylemlere kalkışmalarını soğutmak için tasarlanmıştır.
Kaynak:
www.regnum.ru