RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 15 Ekim 2020, Perşembe 16:29:52 tarihnde eklendi. 146 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stanislav Tarasov

Türkiye’den İkinci Çağrı!
Stanislav Tarasov
STANİSLAV TARASOV “RECEP TAYYİP ERDOĞAN KARABAĞ YÖNÜNDE AÇIK SÖZLÜ HAREKET EDEREK, RUSYA FEDERASYONU DEVLET BAŞKANI VLADİMİR PUTİN'E MEYDAN OKUYOR!” 
 
15/10/2020. Moskova. REGNUM. 14 Ekim 2020. Stanislav TARASOV. Resim: Aleksandr Gorbarukoe . Çeviri: Fatih Atan (A’tanba - Тванба). Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karabağ yönünde açık sözlü hareket ederek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e meydan okuyor ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i eziyor. Kendi başına hareket ederse maceracı olabilir. Örtülü bir dış destek sağladıysa, dünya jeopolitik arenasında ciddi bir oyuncu haline gelebilir. 
 
Karabağ savaşının cephelerinden çatışan tarafların çetin mücadeleleri hakkında bilgiler geliyor. Bu, 10 Ekim'de Moskova'da Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan dışişleri bakanlarının Dağlık Karabağ sorununun çözümü için duruma göre, esas müzakerelere geçişle birlikte ateşkes rejiminin başlatılması konusunda anlaşmaya varmalarına rağmen bu sözde kaldı. Aynı zamanda bu anlaşmanın arifede, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında yapılan telefon görüşmesinde belgenin bazı pozisyonlarında mutabakata varıldı. Elbette, “insani nokta” (yaşamlarını yitirenlerin naaşlarının ve tutukluların değiş tokuşu için ateşkes) ile müzakerelere geçiş arasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından ve bu örgütün kriterlerine uygun olarak doldurulması gereken geçici bir duraklama olacağını herkes anlıyor. Bu arada Karabağ'daki temas hattının bir bölümünde Kızıl Haç'ın katılımı olmadan yaşamlarını yitirenlerin cenazelerinin değişimi kendiliğinden başlamış gibi görünse de hemen durduruldu.
 
Ancak sadece bu değil. Bakü ve Erivan, diplomatların aldığı kararların pratikte uygulanması için siyasi irade göstermek durumundaydılar. Bu çalışmadı veya henüz çalışmıyor. Tüm belirtilere göre Türkiye, Karabağ savaşını neredeyse “kendisi” ilan eden ve anlaşmazlığı çözebilecek taraflardan biri olarak Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları toplantısına Moskova'ya davet edilmeyi ümit ederek, Aliyev'e güçlü bir baskı uygulamaya başladı. Bu gerçekleşmedi. Ardından Ankara, Moskova'nın eylemlerinin AGİT Minsk Grubu'nun diğer eşbaşkanları ile tam olarak koordine edilmiş olmasına rağmen, Rusya'nın “diplomatik zaferini” engellemeye karar verdi. Türkiye, olayların gidişatını bir “yenilgi” olarak görmeye başladı ve özellikle Moskova anlaşmasının 4. maddesinin müzakere formatında mevcut statükonun korunduğunu açıkça göstermesi ve bu nedenden dolayı da, Ankara'nın oyun dışı kalması nedeniyle. Buna yanıt olarak, ateşkes rejiminin başlatılmasına ilişkin hükmün uygulanmasının ancak “Azerbaycan bölgelerinin Ermenistan tarafından ter edilmesi” koşuluyla mümkün olduğunu açıkladı.
 
Pek çok Batılı, Rus ve Türk uzmana göre, Dağlık Karabağ'a yönelik yıldırım senaryosunun engellendiği anlaşıldığında, Bakü ve Ankara'da Moskova anlaşmasını geliştiren AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları tarafından aslında Erivan'a destek vermek için “zaman kazandırıldığına” dair kararlar ortaya çıktı. Yeniden toparlanma, savunma hatları hazırlama ve hatta bir karşı saldırı düzenleme yeteneği. Ve eğer öyleyse, ateşkesi ortadan kaldırmak ve bir sonraki kez güçlü bir konumdan, yine müzakere formatına girmek, askeri veya diplomatik menfaatleri artırarak hareket etmek gerekir. Eğer bu formül, başarısız olursa, Rusya ile müzakereler için alternatif bir format oluşturulur. Bu hareketin propaganda etkisi, Tahran'ın davetiyle yeni bir Ankara-Moskova platformunun ortaya çıkmasının Batı'nın, bu durumda Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa'nın bölgeden “kovulmasını” sağlaması olarak ortaya çıkıyor. Ve şimdi Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “AGİT Minsk Grubu’nun müdahalesinin artık anlamlı olmadığını” ilan ediyor.
 
Buna karşılık olarak, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, eşbaşkanların “şu ana kadar yapılanlar ve yapılmayanlar, çatışmanın neden çözülmediği vb.” konuların raporlarının incelenmesi için Minsk Grubu tarafından acil bir toplantı yapılmasını önerdi. AGİT Minsk Grubu'nun bir üyesi olarak Türkiye böyle bir istemde bulunma hakkına sahiptir, ancak şimdi Dağlık Karabağ'da kanlı çatışmalar devam ederken Minsk Grubu'nun çalışmaları hakkında bir tartışma başlatmak, at arabasını atın önüne koymak anlamına gelir. Ancak burada başka bir şey daha önemli konumda bulunuyor. Ankara, Bakü'nün Karabağ istikametinde uygulamış olduğu siyasette bağımsızlığını kaybettiğini ve ateşkes için bir kontrol mekanizmasının oluşturulmasına kadar sadece Türkiye ile anlaşmazlığın çözümünün müzakere edilmesi gerektiğini belirtiyor. Aynı zamanda Ankara bunu kullanıyor, ABD ve AB'nin, Türkiye'nin eylemlerini etkileyebilecek belirli önleyici adımlar atmazken, Moskova anlaşmalarına destek konusunda sadece açıklamalarda bulunmalarından yararlanıyor ki bu zaten sorunun bir parçası haline geliyor.
 
Karabağ'a sorununa doğru dürüst davranmaya çalışmaya bailayan, Putin'e meydan okuyan ve Aliyev'i ezen Erdoğan, bu tür bir cesareti nereden alıyor ? O, Suriye'de, Libya'da, Yunanlılarla eş zamanlı olarak yürütülen, NATO ile (S-400 üzerinden) sürdürülen hesaplaşma ve işte şimdi de - Dağlık Karabağ'da düzenlenen jeopolitik oyunlarının kapsamını etkiliyor. Bu tür faaliyetlerin kendine has bir çekiciliği var, çünkü bunlar, AGİT Minsk Grubunun arabuluculuğuyla Karabağ konusunda sürdürülen müzakerelerin gizli rejimini, olağan ama etkisiz perde arkası anlaşmalara ve diplomatik mesajlara yönelme zeminini kırmış oluyor. Gerçek, Erdoğan'ın politikasının uzun vadede etkili olacağına dair pek çok şüphe bulunuyor. Eğer, tek başına hareket ederse, kendi başına bir maceracı olarak ortaya çıkar. Eğer zımni ciddi bir dış destek sağladıysa, dünya jeopolitik arenasında ciddi bir oyuncu haline gelir. Bu arada Ankara, Amerikalı askeri analist Nijil Özteritski'ye göre “Dağlık Karabağ sorununun uluslararasılaşması olmadan barışçıl bir çözüm arayışında Rusya'nınkine eşit bir konum elde etmek” için durumu, şimdilik manipüle etmeye çalışıyor.
 
Türkiye, perde arakasında ki güçlü bir senaryo ile hareket ediyor, anlaşılabilir, elbette ki, her kararın ateşkesle başlaması gerektiğini ve ancak o zaman sadece diplomasinin tam anlamıyla işleyebileceğini de anlıyor. Ankara, Bakü ile birlikte askeri bir meydan okumayı oluşturuyor ve Ermenistan'ı askeri harekatlarla karşılık vermeye zorluyor. Birinin bu kısır döngüyü kırması gerekiyor. Ancak kim? Amerika Birleşik Devletleri, varolan nedenlerden ötürü, ikincil bir oyuncu rolünü üstlenirken (devlet başkanlığı seçim atmosferi – F.A.), Fransa deklarasyonlara başvuruyor. Ne var ki,Türkiye çalışıyor. Ve Rusya bundan sonra ne yapacak?
 
Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/3089367.html
 
www.abhazyam.com 
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Konuk Yazar Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.