RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 13 Ekim 2020, Salı 18:43:09 tarihnde eklendi. 307 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stanislav Tarasov

Aliyev ve Erdoğan’ın Oyunu!
Stanislav Tarasov

 

STANİSLAV TARASOV “ALİYEV VE ERDOĞAN, MOSKOVA’NIN ÇIKARLARINI DOĞRUDAN ETKİLEYEN GENİŞ JEOPOLİTİK DEĞİŞİKLİKLERİ HEDEFLEYEN RİSKLİ BİR OYUN OYNUYOR. PUTİN’İ YENİ ÇÖZÜMLER ARAMAYA ZORLUYOR!”

13/10/2020. Moskova. 13 Ekim 2020. REGNUM. Foto: Ivan Shilov. Çeviri: Fatih Atan (Atanba - Тванба). Türkiye, Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarının Dağlık Karabağ konusundaki Moskova anlaşmasını sözlerle destekliyor gibi görünüyor. Ancak gerçekte Ankara, Moskova'nın çıkarlarını doğrudan etkileyen geniş jeopolitik değişiklikleri hedefleyen riskli bir oyun oynuyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev oldukça çelişkili davranıyor. Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları arasında, Karabağ savaşında ateşkesin yürürlüğe girme tarihinin belirlendiği ve AGİT Minsk Grubu arabuluculuğunda yürütülen anlaşmazlığı çözmek için müzakere sürecinin önceki formatının onaylandığı Moskova’daki görüşmelerin ardından Türk televizyon kanalı Haber Global'e verdiği röportajda Moskova'da gerçekleştirilen üçlü görüşmelerin ardından, garip tezler ortaya attı.

Aliyev, Ankara'nın müzakere sürecine dahil olma olasılıklarından söz ederek, kelimenin tam anlamıyla şunları söyledi: “Mevcut aşamada, bu öngörülmemişti. Ve Türkiye böyle bir görevle karşı karşıya kalmadı. Bu bir müzakere süreci değil. Bu sadece insani temelli bir ateşkes. Yani müzakereler için düzenlenen bir olay değildi. Bugüne kadar Minsk Grubu çerçevesinde görüşmeler yapılıyor. Ancak bu müzakereler etkisiz ve sonuç vermedi.” Ve dahası: “Her halükarda, de jure veya de facto, Türkiye bu sorunun çözümüne mutlaka katılmalıdır. Zaten katılıyor, çünkü bugün Türkiye ile düzenli olarak istişarelerde bulunduğumuz bir sır değil. Bu süreçlerin başlangıcından beri - 27 Eylül'den günümüze kadar, sürekli temas halindeyiz. Türkiye'nin üst düzey temsilcileri, birçok ülkenin devlet ve hükümet başkanlarıyla yakın temas halindedir. Bu nedenle zaten bir gerçektir. Sadece de facto gerçekliği, de jure gerçekliğe dönüştürmeliyiz.”

Her şeyden önce bu açıklama, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Jeyhun Bayramov'un imzasını taşıyan Moskova anlaşmasının büyük bir tahrifatı oluyor. Ek olarak, Moskova anlaşmasının bazı pozisyonları daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Aliyev arasındaki bir telefon görüşmesinde tartı şıldı. İkinci olarak, Moskova anlaşmasını ve Dağlık Karabağ sorununun çözümünün barış sürecini destekleyen, sadece Minsk Grubu eş başkanlık ülkelerine değil, uluslararası topluma da bir meydan okumadır. Amerikalı siyasi gözlemci Edward Stafford, Türk bilgi ve analitik portalı Ahval’da, Aliyev’in bu tür eylemleri hakkında, “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tarzı” durumu sarsmak, fırtınayı sarsma riskinin eşiğinde durumu dengelemek olarak görülebilir” yorumunda bulunuyor. Stafford'a göre Aliyev aynı zamanda, “Erdoğan'ın ardından uluslararası toplum içerisinde izolasyonla karşı karşıya olduğunu” anlayamıyor. Ancak asıl entrikanın nasıl ouştuğunun, Erdoğan ve Aliyev'in Putin'e cesurca meydan okuduklarının, onu Dağlık Karabağ konusunda radikal bir şekilde yeni ve “yeni bir pozisyon” öne sürmeye zorladıkları veya kışkırttıklarının altını çiziyor. Türkiye ile birlikte “Güney Kafkasya'da ki ‘efendinin işlevlerin’ paylaşmak” gibi bir durumda, gerçek anlamda değişikliklere yol açacaktır.”

Yani “Ortadoğu şoklarını bu bölgeye aktarmak ve Güney Kafkasya olaylarıyla birleştirmek.” Bu durumda, mevcut Karabağ savaşı, Büyük Ortadoğu'nun geniş jeopolitik alanındaki güç dengesini değiştirme niyetleriyle ilgili harika bir oyunun sadece bir bölümü olarak duruyor. Bu değerlendirmelere dayanarak ateşkes ihlallerinin olması şaşırtıcı değil. Buradaki tehlike, Balkanlar'daki örneğini takip ederek tüm Kafkas bölgesinin potansiyel olarak alevlenebilmesi ve bunun sonucunda mevcut devletlerin parçalanma ve yenilerinin ortaya çıkması sürecinin başlayacağı ve kapıların sadece balkanlarda ki gibi bölgesel güçler tarafından değil askeri müdahaleye de açılacağıdır. Türkiye ve İran, ama aynı zamanda (değişen derecelerde) büyük güçler, mevcut askeri-politik ittifaklar dönüşmeye başladığında. Moskova anlaşmasını sözlerle destekliyor gibi görünen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Aliyev'in Putin'in yanında yer alacağından ve önceden hazırladığı “ödevini” bırakacağından korkması durumu daha da kötüleştiriyor.

Bunlardan biri, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının çalışmalarını gözden düşürmek ve durumu geçersiz kılmak veya Moskova anlaşmasının etkinliğini ancak ateşkes düzeyine indirgemek, böylece Ankara'yı muhtemelen yeni bir formatta müzakere sürecine dahil etme sürecini başlatmaktır. Aliyev, nedense, Türkiye'nin Dağlık Karabağ ihtilafını karmaşık ve dramatik Ermenistan-Türkiye ilişkileri bağlamına dönüştürme çabalarından sıkılmıyor. Ve Ankara'nın Azerbaycan'da artan etkisinin Bakü'nün Avrupa'ya entegrasyon olasılığını ortadan kaldırması. Kısacası, Azerbaycan ve Türk cumhurbaşkanları, Moskova'nın çıkarlarını doğrudan etkileyen geniş jeopolitik değişiklikleri hedefleyen riskli bir oyun oynuyorlar. Onun için de yeni kararların alınması zamanı geliyor.

Kaynak:  https://regnum.ru/news/polit/3088741.html

www.abhazyam.com 

Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Konuk Yazar Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.