RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 06 Ekim 2020, Salı 20:10:00 tarihnde eklendi. 212 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stanislav Tarasov

Karabağ – Karmaşık Diploması Satrancı!!
Stanislav Tarasov

STANİSLAV TARASOV “ERİVAN, TÜRKİYE VE AZERBAYCAN GÜNEY KAFKASYA’YA DOĞRU GİDEN TÜM KIRMIZI ÇİZGİLERİ AŞARSA, DAĞLIK KARABAĞ’IN BAĞIMSIZLIĞINI TANIYABİLİR!”

06/10/2020. Moskova. 06 Ekim 2020. REGNUM. Foto: Ivan Shilov. Çeviri: Fatih Atan (Atanba - Тванба). Dünya diplomasisi, Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik ortak bir yaklaşıma sahip  bulunmuyor. AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları bile buna sahip değil. Ve eğer öyleyse, savaş sürecek - ve bu en üzücü durum. Karabağ cephesinde kırılgan kriz anı önümüzde bulunuyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerde bulunduğu Ankara'ya bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Belirtilen tema birkaç konuyu içeriyordu: NATO'nun Rusya'nın S-400'lerini satın almasıyla bağlantılı olarak Türkiye ile ilişkisi, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz. Ve tabii ki, Dağlık Karabağ'da Azerbaycan ile Ermenistan arasında yeni bir savaşın patlak vermesiyle bağlantılı olarak Güney Kafkasya'daki durum. The Jerusalem Post'un İsrail baskısı, sergilenen “Satranç Tahtası” nın tesadüfi olmadığını yazıyor, çünkü “Libya ve Doğu Akdeniz'den Suriye'ye, Yunanistan'dan Irak ve Azerbaycan'a ve hatta İsrail'e kadar uzanan olayları birbirine bağlayan damarlar boyunca gelişiyor.”

Bunlardan biri olan Yunan masası, NATO, Dağlık Karabağ'daki olaylar başladıktan sonra bu konuda Türkiye'yi korumayı başardı. İttifakın basın servisine göre, Yunanistan ve Türkiye denizde ve havadaki anlaşmazlıkları çözmek için bir “sıcak hat” oluşturuldu ve ardından Stoltenberg, “girişimin Doğu Akdeniz'deki adalar üzerindeki anlaşmazlığa diplomatik bir çözüm yolu açacağını” umduğunu belirtti. Bu görüşmelerin, Yunanistan ve Türkiye ile üst düzey temasların ardından Eylül ayı başlarında Stoltenberg tarafından başlatıldığını da unutmayalım. Bu da Fransa'nın, bu ülkeler arasında Yunanistan’ın yanında yer alan ve Türkiye üzerinde yaratmaya çalıştığı baskısını büyük ölçüde etkisiz hale getiriyor. Türkiye Gazetesi tarafından, bu gelişmeler, Libya'daki ulusal mutabakat hükümeti (PNC) başkanının istifa edip ülkeyi seçimlere hazırlamaya başlaması açıklamasından sonra “Alman diplomasisinin çabaları” olarak görülüyor.

27-28 Ağustos tarihlerinde Berlin'de düzenlenen AB dışişleri bakanları toplantısında, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin talepleri doğrultusunda, Türkiye'ye yönelik sert yaptırımlarda ısrar eden Paris’e karşılık olarak, sorunun ortadan kaldırılması için diyalog başlatıldığı duyuruldu. Böylece Stoltenberg Ankara'ya eli boş gelmedi, ancak o Suriye'deki oyunu sürdürmek ve görüşmelerin ardından Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı ortak basın toplantısında ortaya çıkan Güney Kafkasya'da yaşanabilecek başka eylemler için bir senaryo taslağı oluşturmak istiyor. Bu siyasi gelişmeler bazı analizleri gündeme getiriyor. Görünüşe göre, NATO genel sekreteri Türkiye'nin Rus S-400'ü reddetmesini Suriye sorununa bağladı. Ancak Türkiye'nin güvendiği konu bu değil ve ABD'yi Suriyeli Kürtlere yönelik politikasını değiştirme çağrısında bulunuyor. Bu birincisi.

Stoltenberg, Dağlık Karabağ sorunundan (savaş - S.T.) söz ederken, “Türkiye bölgede önemli bir etkiye sahip olduğu için sorunun çözümüne yardımcı olabilir” dediğinde ve barışçıl bir siyasi çözüm çağrısında bulunduğunda, bu bir yandan, Güney Kafkasya'daki etkisini güçlendirme planlarını uzun süredir besleyen Ankara'yı gururlandırdı. Öte yandan Çavuşoğlu, ittifakın “Gürcistan ve Ukrayna sorununda olduğu gibi Azerbaycan'ın bütünlüğünü desteklemesini” önerdi. Ona göre, “Neden bu durumda Ermenistan-Azerbaycan sorunundan söz ederken Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarından çıkmasını öneremiyoruz?" Bu anahtar cümle, ya da, daha doğrusu Türk Dışişleri Bakanı'nın düşüncesi, Batı'nın (büyük olasılıkla AB - S.T.) çatışmayı çözmek için kendi senaryosuna ve muhtemelen, AGİT’in Minsk gurubu arabuluculuğundaki müzakereler biçiminde bile Azerbaycan dışında Dağlık Karabağ'ın gelecekteki statüsüne sahip olduğunu söylememize izin veriyor.

Bu mesaj, Türkiye'nin Dağlık Karabağ sorununun çözümüne katılmasında ısrar eden ve genel olarak AB'yi ve özellikle de bu ülkelerden biri olan, AGİT MİNSK Gurubu Eş Başkanlarından Fransa'yı sert bir şekilde eleştiren Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in tüm eylemlerinde mantıksal bir zincir oluşturuyor. Çatışmayı çözme sorununun ne Türkiye ne de NATO ile hiçbir ilgisi olmaması Bakü'yü rahatsız etmiyor. Aliyev'in Türkiye'yi doğrudan güneyde Rusya sınırlarına itmesi Moskova'nın çıkarlarını etkilemekten başka bir yolu bulunmuyor. Aynı zamanda “bu durumda Rusya’nın kendini büyük ve sorumlu bir ülke olarak gösterdiğini” ilan ediyor ve ondan olumlu mesajlar geliyor, ifadelerini ölçülü kullanıyor.

Ancak dünya diplomasisinin şu anda doğaçlama yaptığı tek alan bu değil. ABD, Rusya ve Fransa devlet başkanlarının Dağlık Karabağ konusunda ortak açıklamalarının ardından, AGİT Minsk Grubu eşbaşkan ülkelerinin dışişleri bakanları, “Dağlık Karabağ bölgesinde ve ötesinde şiddetin eşi görülmemiş ve tehlikeli tırmanışı” kınayan ortak bir bildiri yayınladılar ve çatışan taraflara “acil ve koşulsuz ateşkes” çağrısında bulundular. Açıklamada, “Eşbaşkan ülkeler, Minsk Grubu başkentlerinin yardımıyla AGİT ve uluslararası toplum tarafından kendilerine emanet edilen görevlerini tam olarak yerine getirmeye kararlılar” denildi. Minsk Eş Başkanları “Taraflarla ilişkilerini ilerletmeyi sürdürecekler ve onları mevcut temel ilkeler ve her iki tarafça da iyi bilinen ilgili uluslararası belgeler temelinde çözüm sürecini sürdürmeye çağıracaklar.”

ABD Dışişleri Bakanı Michael Pompeo, üçüncü güçlerin kesin müdahalesi olmadan olayların gelişiminde hiçbir değişiklik olmayacağının farkına vararak, ABD'nin “diğer ülkelerin bu çatışmaya dahil olmasını onaylamadığını” vurguladı. Pek çok uzmana göre, bu tür açıklamalar yaşamlarını yitirenler için bir küfür olarak görülüyor, çünkü arkalarında somut eylemler görünmüyor ve çatışan taraflar savaşı sürdürüyor. Dahası, anlaşıldığı üzere, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının bile sorunu çözmek için ortak bir yaklaşımı bulunmuyor. Erivan'da, Dağlık Karabağ'ın olası bağımsızlığının tanınması hakkında konuşmalar başladı. Amerika'nın Sesi (medya - yabancı ajans) daha önce Stepanakert'in AGİT'ten Dağlık Karabağ'ın bağımsızlığını tanımasını istediğini ve bunun bölgede barış ve güvenliği yeniden tesis etmek için tek etkili mekanizma olduğuna inandığını bildirdi.

Bu prensipte mümkündür, ancak istisnai koşullar altında, Türkiye ve Azerbaycan Güney Kafkasya'ya doğru giden tüm “kırmızı çizgileri” aşarsa olabilir. Ancak o zaman, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunun güçlenmesinden memnun olmayan komşu İran kesinlikle devreye girecektir. Şimdilik, soruna siyasi bir çözüm için hiç kimsenin az ya da çok anlaşılır seçeneği olmadığı açıktır. Ve eğer öyleyse, savaş sürecek - ve bu, dünya siyaseti için büyük bir ikilem ki bu en üzücü durum. Önümüzde bir kırılma kriz anı bulunuyor.

Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/3082766.html

www.abhazyam.com 

Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Konuk Yazar Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.