RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 02 Ekim 2020, Cuma 17:05:08 tarihnde eklendi. 385 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stanislav Tarasov

Erdoğan – Putin Çatışması mı?
Stanislav Tarasov

 

STANİSLAV TARASOV “ERDOĞAN, ALİYEV’İ BÜYÜK SİYASET OYUNU İÇERİSİNDE SIKIŞTIRDI!”

02/10/2020. Moskova. 02 Ekim 2020. REGNUM. Foto: Aleksandr Gorbarukoe.  Çeviri: Fatih Atan (Atanba - Тванба). Dağlık Karabağ, Türkiye'nin Rusya ile çatıştığı Libya ve Suriye'nin yanı sıra üçüncü çatışma bölgesi olarak görülüyor. Moskova ve Ankara bu kez bu durumdan nasıl kurtulacak? AGİT Minsk Grubu’nun nasıl ve ne zaman çalışmaya başlayacağını ve Dağlık Karabağ sorununun çözümü için esaslı görüşmeleri sürdürüp sürdüremeyeceğini kimse bilmiyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AGİT Minsk Grubu eş başkanlık eden ülkelerin başkanları), Dağlık Karabağ ihtilaf bölgesindeki durum hakkında ortak bir açıklama yaptı. Metin, Kremlin web sitesinde yayınlandı. Öncelikle, devlet başkanlarının “Dağlık Karabağ çatışması bölgesinde temas hattında meydana gelen şiddetin tırmanmasını mümkün olan en güçlü biçimde kınadıkları” belirtildi. Çatışma içerisinde bulunan Bakü ve Erivan'a “ilgili tarafların silahlı kuvvetleri arasındaki silahlı çatışmayı derhal sona erdirme” çağrısında bulundular. İkinci olarak, Ermenistan ve Azerbaycan liderlerinden, “AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının yardımıyla çözümün özüne ilişkin görüşmeleri sürdürmek için ön koşullar koymadan ve iyi niyetle bu konuda derhal taahhüt üstlenmeleri” isteniyor.

Gördüğümüz üzere, üç ülkenin devlet başkanları gözlerini Bakü ve Erivan'a dikiyor ve başka hiç kimseyi görmüyorlar. Ancak yapılan bu ortak açıklamaya nedense Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tepki gösterdi. O, ABD, Rusya ve Fransa'yı içeren sözde Minsk Grubu'nun (Dağlık Karabağ sorununun çözümünde uluslararası arabulucu olarak hareket eden AGİT Minsk Grubu - S.T.) 30 yıldır Nagorny'nin (Dağlık Karabağ’ın - F.A.) toprak aidiyeti sorununu çözemediğini ve “süregelen olumsuz olayların” arka planında “kabul edilmesi mümkün olmayan” ateşkesin bir yolunu hala bulmaya çalıştığını söyledi. Onun sözlerine göre “çatışma tek bir biçimde çözülebilir - Ermeni kuvvetlerinin Karabağ topraklarından çekilmesi ile.” Erdoğan, “Ve sonuç alınamadığına göre, şimdi bunu başarmanın tam zamanı.” “Ve Azerbaycan göbek kordonunu kendi kendine kesmek için adımlar atmaya başladı” açıklamalarında bulundu. Sanki savaş Türkiye'ye yapılmış gibi “işgal olgusunu görmezden gelen ülkelerin çağrılarının Ankara için bir değeri bulunmuyor” dedi. Doğru, Azerbaycan devlet başkanı İlham Aliyev’de, Minsk Grubu eşbaşkanları da dahil olmak üzere diğer ülkelerin Dağlık Karabağ ihtilafı bölgesinde savaşı durdurmaları yönündeki çağrılarına yanıt vererek daha önce de aynı şeyleri söyledi.

Ankara'nın gizlenmeyen arzusu, ya Karabağ sorunuyla ilgili önceki müzakere formatını değiştirmek ve anlaşmazlıkların çözüm sürecine katılmak ya da Güney Kafkasya bölgesinde bir yer edinmek için yeni bir şeyler yaratmaktır. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Moskova'ya Karabağ için bir “Suriye modeli” sunması tesadüf değil. Kendisine göre “Karabağ'daki çatışma hakkında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüştük. Suriye'de birlikte hareket ederken burada da denedik ama başarısız olduk” dedi. Aynı zamanda, Erdoğan'ın Güney Kafkasya'da aktif bir oyun başlatmaya ve Aliyev'i Ankara'ya sürüklenmeye, dünya arenasındaki politikasını onunla koordine etmeye sevk eden nedenler gizemini hala koruyor. Aliyev'e göre bu durum, geniş Ortadoğu'nun tüm devletlerinden sadece Türkiye, Pakistan ve Afganistan'ın Azerbaycan'ın yanında olduğu ve Batı'nın yarattığı Türkiye’ye karşı olumsuz siyasi imajın Bakü'ye aktarıldığı bir durumda yapıldı. Ancak en azından Ankara, Bulgar uzman Boyan Çukov'un yazdığı gibi Karabağ'da tırmanan gerginliği yorumlayarak, Azerbaycan'ın kendisi için yarattığı “fırsat penceresinden” yararlandı.

Çukov'a göre, “Erdoğan aslında Azerbaycan devlet başkanının yetkilerini devraldı ve Türkiye ile Azerbaycan'ın aynı halktan iki ülke olduğu gerçeğine odaklanarak Ermenilere ne yapılması gerektiği konusunda talimat vermeye başladı.” Bu durum, şu anda Türk ordusunun Irak, Suriye ve Libya'da aktif olmasına rağmen, Akdeniz'in doğusunda Yunanistan ile çatışma tehlikesi de bulunuyor ve şimdi de Türkiye Ermenistan ve Dağlık Karabağ Ermenileri ile her iki tarafta da bulunan “Türk Kimliği İlmiğini” sıkılaştırarak, “Azerbaycan'la birlikte ve savaş alanında olmaya hazır olduğunu” ilan ediyor. Ancak Ankara, Bakü'deki “kardeş halk” üzerinde engelleyici bir etkiye sahip olabilir ve böylece Dağlık Karabağ'daki çatışmanın tırmanmasını önlemeye yardımcı olabilir. Tersine bu gerçekleşmiyor ve uzmanlar çatışmanın daha da tırmanmasından korkarken, aynı zamanda barış müzakerelerine geçiş için farklı senaryolar geliştiriyorlar. Örneğin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Azerbaycan Dışişleri Bakanları Jeyhun Bayramov ve Ermenistan Dışişleri Bakanları Zograb Mnatsakanyan ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak Bakü ve Erivan'ın bir an önce müzakere masasına dönmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Moskova, kendi adına, hem ulusal sıfatıyla hem de diğer AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları ile birlikte, Dağlık Karabağ sorununun siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesi için gerekli koşulları yaratmaya yönelik arabuluculuk çabalarını sürdürmeye devam edecektir. Rusya, Türkiye ile de diyaloğunu sürdürüyor. Açıktır ki, Ermenistan-Azerbaycan sorununun çözümü sadece ateşkesin yeniden kurulmasını içermemelidir. Muhtemel bir ateşkes ve ciddi müzakerelere geçişin koşullarını yalnızca savaş alanındaki somut durumun belirleyeceği de açıktır. Bakü'nün, Nisan 2016'da olduğu gibi, taarruz operasyonunun daha da kesintiye uğraması durumunda, işgal altındaki birkaç köyden memnun olmayı kabul ederek bunu “büyük bir zafer” olarak ilan etmesi mümkündür. Peki Ermenistan bu kez bu koşulları kabul edecek mi? Türkiye gelecek süreçte nasıl davranacak, bölgedeki yeni gerçekler kabul görecek mi, Fransa devlet başkanı Emmanuel Macron'un sözleriyle “Azerbaycan'ı daha fazla savaşmaya teşvik edecek mi?” İngiliz uzman Thomas de Waal'a göre bu durum “çatışma bölgesinde önceki jeopolitik dengeyi bozan yeni bir unsurdur”, çünkü “Dağlık Karabağ, Türkiye'nin Rusya ile çatıştığı Libya ve Suriye ile birlikte üçüncü çatışma bölgesidir”.

Taraflar arasında ki savaşı çözmek için uluslararası potansiyel şimdiye kadar yalnızca diplomatik temas ve açıklamalar düzeyinde kalmıştır. Minsk Grubu’nun nasıl ve ne zaman çalışmaya başlayacağını ve Dağlık Karabağ sorununun çözümü için esaslı müzakerelere devam edip edemeyeceğini kimse bilmiyor. Günümüzde, anlaşmaların hepsi değilse de çoğu, diplomasi çabalarıyla değil, savaş alanında kararlaştırılıyor. Ancak gelen raporlara bakılırsa, Azerbaycan ordusunun saldırısı Bakü'de planlandığı gibi gelişmiyor.

Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/3079605.html

www.abhazyam.com 

Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Konuk Yazar Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.