RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 10 Temmuz 2020, Cuma 19:26:29 tarihnde eklendi. 69 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stanislav Tarasov

Erdoğan’ın, Uygur Oyunu mu?
Stanislav Tarasov
STANİSLAV TARASOV “ERDOĞAN, PUTİN – Xİ JINPİG İTTİFAKINA KATILACAK MI?”
 
10/07/2020. Moskova. 10 Temmuz 2020. REGNUM. Stanislav TARASOV. Foto: İvan Shilov. Çeviri: Fatih Atan (A’tanba - Тванба). Teorik olarak, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile “Uygur Sorunu” nu, bazı pratik sonuçlara erişerek çözmenin yollarını görüşmeye çalışabilir. En azından bu konuyu "iç politik pazarda" oynamak için. Çin, Türkiye üzerinden bir dizi yüksek teknoloji ürününlerini Batı’ya ve Afrika'ya taşıyor. Ancak Ankara'nın da bu konu hakkında baskısı var: Çin’in “Kemer ve Yol” projesindeki kendi payını bloke etmek.
 
Başkan Xi Jinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi yaptı. Taraflar en son Mayıs ayında birbirleri ile temasa geçtyi. Belki de bu bir sıradan gelişmedir, ancak konuşma ABD tarafından, Çin’e karşı, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi (XUAR) Yöneticilerine daha da etkili yaptırımların yaptırım uygulamaları getirileceği açıklamasından hemen sonra gerçekleşti.  
 
Bu yaptırımların, insan haklarının ihlali ile ilgili kısıtlamaların getirilmesini içeren Amerikan yasası "Global Magnitsky" temelinde gerçekleştirildiği belirtildi. Yaptırımlar arasında Merkez Komite Politbürosu üyesi ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi parti komitesi sekreteri Chen Quango, Güvenlik Departmanı eski parti sekreteri Ho Liujun, bu departmanın müdürü ve parti sekreteri Wang Mingshan ve bölgenin eski parti sekreteri Chu Hailun da vardı. Washington açıklamasında “Bu yönetim ve yetkililer Sincan'daki etnik azınlıkların haklarına karşı ciddi ihlallere karıştıkları için cezalandırılıyorlar – Uygurlara karşı yapılan ciddi ihallerin yanısıra – Türk Müslüman ve bölgede bulunan diğer etnik azınlıklara karşı da – haksız tutuklamalar ve fiziki işkenceler uygulanıyor” bilgisine yer verildi. Cezalandırmaya bağlı yasaklamalar,, Amerikan yargı sistemi yetkisinde, belirlenmiş kişilerin ve kuruluşların tüm varlıklarının dondurulmasını, onlarla iş bağlantılarının yasaklanmasını ve o kişilerin ABD'ye girişlerinin yasaklanmasını içeriyor . ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun söylediklerine ek olarak, bir dizi insan için vize kısıtlamaları getiriliyor, “Çin Komünist Partisi, Uygurlara, etnik Kazaklara ve zorla çalıştırma, keyfi kitlesel tutuklamalar ve zorla kontrol de dahil olmak üzere diğer etnik azınlıklarına karşı insan hakları ihlallerini gerçekleştirirken ve ayrıca kültürlerini ve Müslüman inançlarını silmeye çalışıyor” söylemine ek olarak bir dizi insan için vize kısıtlamaları getiriliyor.
 
Bu yaptırımların, Washington'un Amerikan'ın Hong Kong'daki protestolara desteğinden sonra Pekin'e ikinci jeopolitik darbe olduğunu unutmayalım. Durumu değerlendiren Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi geçtiğimiz günlerde "Çin-ABD ilişkilerinin kuruluşundan bu yana en ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğunu" belirtti. Ona göre, "ABD'deki bazı insanlar, ideolojik inançlara dayanarak, elbette Çin'i bir rakip ve hatta bir düşman yapmaya çalışıyorlar." Bizim bakış açımıza göre, Çin ve Rusya liderleri arasındaki telefon görüşmesinin ana odağını bu koşullar belirledi. Çin Xinhua Haber Ajansı'na göre, taraflar "hızla değişen uluslararası koşullar bağlamında, kapsamlı stratejik işbirliğinin ortakları olan Çin ve Rusya arasındaki stratejik temasların ve işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiği” vurgulamasında bulundular. Ayrıca, “Çin tarafı, Rus tarafı ile birlikte, birbirlerini güçlü bir biçimde desteklemeye ve dış sabotaj ve müdahaleye karşı çıkmaya, kendi egemenliklerini, güvenlik ve kalkınma çıkarlarını ve her iki devletin ortak çıkarlarını korumayı amaçlıyor” konusu da not edildi. 
 
Gerçekten de ABD, Çin'in etkinliğini baltalamak için eşi görülmemiş bir girişimde bulunarak buna “sınırlama politikası” adını veriyor. Çatışma hali hazırda ideoloji alanına giriyor ve Çin'in uluslararası imajını baltalamaktaki ana hedef olarak belirleniyor. Bir saldırı nesnesi olarak Uygur konusu rastgele olarak seçilmedi. “Doğu Türkistan” – bu tür bir siyasi terim, çoğu zaman sınırları bugün yaklaşık 22 milyon insanın bulunduğu XUAR ile çakışan binlerce yıllık tarihi olan geniş bir bölgeyi ifade ediyor. Buralardan, her yıl giderek daha da çoğalarak gelen Çinliler, bölge nüfusunun % 40'ını oluşturmaktadır. Geri kalanlar ise Türkçe konuşan Uygurlar, Kazaklar ve Kırgızlar, Dunganslar ve Taciklerden oluşuyor. Yüzyıllar boyunca bu bölgede çeşitli devletler ve yarı devlet yapıları bulundu. Sonuç olarak, Pekin'in siyasi varlık gücü 1949 Ekim ayında kuruldu. Çinliler kendi dillerinde bu devasa bölgeye "yeni sınır" anlamına gelen "Sincan" kelimesi ile dillendiriyorlar. Protestolar ve silahlı çatışmalar bir çok kez patlak verdi. Çin'de Uygur ayrılıkçılığının on yıllardır dışarıdan ısıtıldığı bir sır değil. Yakın zamana kadar Türkiye kayda değer ölçüde etkindi ve kendisini Türk halklarının savunucusu olarak konumlandırıyordu. 1993 yılında “Doğu Türkistan” özerk bölgesinde şeriat devletinin yaratılmasını savunan “Doğu Türkistan'ın İslami Hareketi” adı altında ortaya çıkan silahlı Uygurlar grubunu hatırlamak yeterlidir.
 
Uluslararası terörist grupların yapılanmaları, son 15-20 yıl içinde Uygurlar, Kazaklar ve diğer Türk halkları arasında hareket etmeye çalıştıklarına dair çok fazla kanıt var, ancak Çin Halk Cumhuriyeti özel servisleri bugüne kadar bu tür gurupların eylemlerini durdurmayı başardılar. ABD tarafından Sincan'a karşı yapılan eylemler jeopolitik olarak motive edilmektedir. ABD’liler, Avrasya'nın kalbine nüfuz etmeye çalışıyorlar. Bunlara ek olarak, birçok Uygur, Orta Asya'da yaşıyor (Kazakistan'da 250.000, Kırgızistan'da 60.000, Özbekistan'da 50.000, vd.). XUAR, Batı Çin'in jeo-ekonomik merkezi olan önemli bir ticaret ve iletişim merkezidir. Çin malları kendi toprakları yoluyla Pakistan'ın Karaçi limanı üzerinden Güney Asya'ya giriyor. Pakistan ve ÇHC bölgesel müttefik durumundalar; Sincan'ın istikrarsızlaştırılması İslamabad-Pekin ticaret ve iletişim ağının kırılması anlamına geliyor. Sincan üzerinden birleşik telekomünikasyon süper otoyolu olan Şanghay - Frankfurt hattı geçiyor. Bu yol sayesinde Çin, Hazar havzasından Asya-Pasifik bölgesine geçecek olan gaz ve petrol taşıma yolunu kapatabilir.
 
Son yıllarda, bölgedeki durum nispeten sakinleşti. Eylemler, Çin makamlarının uygulamaları sayesinde büyük ölçüde duruldu. Pekin adil oynamaya hevesli, ancak davranışı ciddi şekilde engelleniyor. Ama sadece bu değil. ABD, Uygur sorunu yüzünden Çin'e karşı uygulamış olduğu yaptırımlar yanında , müttefiklerini baskı uygulamaya çağırdı. Her şeyden önce, Türkiye'den tarihsel olarak Uygur sorununa en aktif biçimde katılan ülke olarak söz ediyoruz, ancak Pekin ile ilişkiler kurmak isteyen Ankara için, böyle bir oyunda (ABD’nin istediği türde – abhazyam.com) mevcut duruma katılımı ile herhangi bir siyasi avantaj kazanması pek mümkün değil. Yine de ABD, Çin – Rusya bloğunun ana hatlarının ortaya çıkmasıyla, kendi senaryolarını küresel ölçekte yürütebilmek için Türkiye'ye bir “Çin kemiği” attı. Amerikalılar Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bu konuda seçime itecekler. Teorik olarak, o (Erdoğan – abhazyam.com) Xİ ile, “Uygur Sorununu”nu, “iç siyasi pazar içerisinde” oynama beklentisiyle pratik sonuçlara erişmenin yolları amacı için tartışmaya çalışabilir. Ya da sadece taktik nedenlerden dolayı sessiz kalabilir. Bu da mümkündür.
 
Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/3007062.html
 
www.abhazyam.com
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Konuk Yazar Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.