RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 06 Temmuz 2020, Pazartesi 17:37:17 tarihnde eklendi. 434 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stanislav Tarasov

Türkiye Kıskaç Altında!
Stanislav Tarasov
SATİNSLAV TARASOV “GENİŞ BİR TÜRK KARŞITI KOALİSYONUN GÖLGESİ, ANKARA’YA DOĞRU YAKLAŞIYOR!”

06/07/2020. Moskova. 06 Temmuz 2020. REGNUM. Stanislav TARASOV. Foto: İvan Shilov. Çeviri: Fatih Atan (A’tanba - Тванба). Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir umutsuzluk içinde, ona anlaması için ne dediler: Batı artık Ankara'nın jeopolitik projelerini uygulaması için kendisinin kullanılmasına izin vermiyor ve ayaklarını yorganına göre uzatmasını öneriyor. Avrupa, Avrupa ya da Asya’da, Türklerin jeopolitik kaderinin ne olacağını ve gelecekte nerede bulunacaklarını artık umursamıyor.
 
13 Temmuz'da yapılması planlanan AB Dışişleri Bakanları Konseyi, ilginç bir biçimde ilginç gelişeceğe benziyor. Durum şu ki, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, konsey toplantı arifesinde, Kıbrıs Rum mevkidaşı Nikos Khristodulidisom ile Atina'da yapmış olduğu görüşme sonrasında yaptığı açıklamada "taraflar, aralarında Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kışkırtıcı eylemlerini görüştüler ve Ankara'ya karşı diplomatik bir cephe oluşturma kararı aldılar" dedi.
 
Ancak, onun görüşüne göre, sorun daha da geniştir. Taraflar, "Türkiye'nin Irak'tan Libya'ya kadar yayılmış, tüm bölgemizi istikrarsızlaştırararak ve bölgede Pandora’nın kutusunu açarak yaratmış olduğu hakların ihlali konusunda endişeli." Buna ek olarak Dendias, “Kıbrıs sorununun” AB Dışişleri Bakanları Konseyi'nde keskin bir biçimde gündeme getirilebileceğini söyledi. Dendias, "Hedefimiz, BM Güvenlik Konseyi ve Avrupa mevzuatının ilgili kararları temel alarak, varolan garantilerin kaldırılması ve müdahale etme hakkının ve tabii ki işgalci güçlerin geri çekilmesi ile ilgili müzakerelere devam etmektir" dedi. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi diğer AB üyelerini Türk karşıtı diplomatik cepheye katılmaya davet edecek. Herhalde, Fransa, öncelikle Türkiye'yi bir Avrupa ülkesi olarak görmeyen ve ikincisi "demokrasinin temel ilkelerine uymamakla" suçlayan bir ülke olarak, bu girişime katılacaktır.
 
Türkiye'nin AB'ye entegrasyonu süreci pratik olarak engellenmiş görünüyor ve Paris tarafından Avrupa savunmasının oluşturulması için önerilen projelerde Türkiye'den hiç söz edilmemektedir. Bu durumda Ankara'nın NATO’nun Polonya ve Baltık ülkelerinin “Rus askeri saldırganlığı durumunda” savunma planlarına katılmasını engellemesi bir tesadüf değil. Bununla birlikte, Türk karşıtı koalisyon başka bir yönde varlığını gösteriyor. Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin bölgede önemli bir güç ve lider olarak varlığını göstermeye başladığında, bu sürecin hızlanmasını da tetiklemiş oldu. Erdoğan, Libya'daki Ulusal Birlik Hükümeti'ne (PNE) destek verdi, onunla deniz sınırlarının sınırlandırılması konusunda bir anlaşma imzaladı ve Libya Ulusal Ordusu (LNA) genel komutanı, General Haftar’ı ise, BAE, Mısır, Suudi Arabistan ve İsrail destek verdi. Onlar, buna karşılık olarak (Erdoğan-Sarraç birlikteliğine karşılık – abhazyam.com) kendi koalisyon yapılarını inşa etmeye başladılar. Aralarına, Mısır, Sudan, Cezayir ve Fas'ı da katarak güçlendiler.
 
Bu bağlamda, Batı internet yayın organı Middle East, yaşanan olaylar sonrasında, mevcut Türk karşıtı koalisyonların birleştirilmesinin mümkün olduğunu ileri sürmektedir. Ancak Türk siyasetine yönelik bu “koalisyon” yaklaşımının ne olacağı henüz belli değil, çünkü Ankara'nın kendisinin eylemleriyle ilgili olarak Avrupa ile olan ilişkilerinde ki taleplerinde, sorunlarında “Tarihsel Kırgınlıkları” hatırlatan çok fazla belirsizlikler bulunuyor. İstanbul'da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Erdoğan üzüntülü bir biçimde şunları söyledi: “Avrupa Birliği, Türkiye'den ekonomik, demokratik ve altyapı açısından daha düşük düzeyde bulunan ülkelere kapısını açtı” dedi. Ancak Ankara AB üyeliği talebine hala olumlu bir yanıt bekliyor. Ama bu kavramlar yer değiştiriyor. Bloomberg, "Erdoğan'ın İslamlaşma tehdidinin Avrupa üzerinde varlığını sürdürdüğüne inananlara çok fazla endişe veriyor." Bu bağlamda, Avrupa'nın üçüncü Müslüman istilası olarak belirtilen "Eurabia" terimi bile ortaya çıktı. İlk iki istila askeri anlamda gerçekleşti (732 ve 1683), ancak şimdi “öncelikle göç ve demografik genişleme yoluyla gerçekleştiriliyor” ve “Türkiye yakında“ Avrupa'nın sömürgeci ülkesi haline gelebilir ”.
 
Erdoğan'ın tehditleri için gerçek bir neden var mı? Ona verilenleri anlamak konusunda umutsuz: Ankara'nın artık kendi jeopolitik projelerini ilerletmek için Batı'nın kaynaklarını kullanmasına izin verilmeyecek ve ayaklarını yorganına göre uzatması önerilecek. Başka bir konu da, Erdoğan'ın gücünü pekiştirmek için, “Avrupa kartını” oynamaya ve Avrupa ile pazarlık yapmaya çalışması. Ancak, "kırmızı çizgileri" geçmeye başladı. Avrupa, Avrupa ya da Asya’da, Türklerin jeopolitik kaderinin ne olacağını ve gelecekte nerede bulunacaklarını artık umursamıyor. Dolayısıyla, bir zamanlar Osmanlı karşıtı bir devletler koalisyonu olduğu gibi, Türk karşıtı koalisyonların ortaya çıkması, yaklaşmakta olan büyük değişimlerin habercisi.
 
Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/3002469.html
 
www.abhazyam.com 
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Konuk Yazar Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.