RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 08 Şubat 2020, Cumartesi 16:57:20 tarihnde eklendi. 573 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fidan ve Süleymani’nin Kaderi!

STANİSLAV TARASOV “İSRAİL, TÜRK İSTİHBARAT BAŞKANI FİDAN’I, SÜLEYMANİ’NİN KADERİNİ YAŞAMAKLA TEHDİT ETTİ!”
Fidan ve Süleymani’nin Kaderi!
08/02/2020. Moskova. 08/Şubat/2020. REGNUM. Stanislav TARASOV. Çeviri: Fatih Atan (A’tanba - Тванба). Türk İstihbarat Servisi’nin (MİT) lideri Hakan Fidan’ın çevresinde endişe verici bir ortam ortaya çıkıyor. İsrail Gazetesi Makor Rishon’da, ABD askeri saldırısı sonucunda öldürülen, İranli general Kassem Suleimani ile Fidan arasında paralellik kuran bi makale yayınlandı: “Her ikisinin de, Irak ve Suriye’deki karışık savaşlar düzenlediği” belirtildi.
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) parlamento gurubunda yaptığı son konuşmada sadece ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu barış planı ile olan anlaşmazlığını dile getirmedi. “Şimdi ABD beni, ülkemizin istihbarat şefini (MİT) ve Türkiye'deki bazı finansal kurumları tehdit ediyor.” Dedi. Ancak, ona göre “Ne yaparlarsa yapsınlar, başaramayacaklar.” 
 
Erdoğan, kendi karakteristik yapısı ile amerikalıların, ne tür bir tehditte bulunduğu iddiasını açıklamadı. Muhtemelen, Cumhurbaşkanının, bir ülke yönetiminin başı olarak yeterli oranda özel bilgiye sahip olduğu ve ne hakkında konuştuğunu bildiği varsayılmalıdır. Toplum içerisinde yapılan konuşmalarda, sadece hükümet üyelerinin ABD’de bulunan banka hsaplarının kapatılması, ülkede ki belli başlı kurumlarına yaptırım uygulaması değil, Ankara’nın Rusya’dan alacağı olan S – 400 uçaksavar hava savunma sisteminin alınması kararı da dahil olmak üzere ilişkilendirlien bir çok tehdit bulunuyor. Bunlara ek olarak, Erdoğan'ı siyasi kulis manevraları yoluyla iktidardan düşürme olasılığına dair belirsiz bazı ipuçları genellikle Batı basında yer alıyor. Amerikan yayın organı Foreign Policy’e göre, “Türkiye, daha doğrusu Erdoğan, kişisel olarak uzun süredir Washington’la sorunlara neden oluyor.” Bir Batılı diplomata göre, “Görünüşe göre, sanki ağır çekimde bir trafik kazası durumu var.” 
 
Ancak, cumhurbaşkanı, zaten bu tür saldırıların bilgisine sahip ve alışkın durumdadır. Türk İstihbarat şefi (MİT) Hakan Fidan, hakkında ise farklı bir durum gelişiyor. Geçenlerde, dini çevrelere yakın olan İsrail gazetesi Makor Rishon’da, Pasit Rabin Hakan Fidan’a içerisinde açık tehditler de bulunan “Sultan ve Süleymani” adında bir makale yazdı. Hakan Fidan ile ABD Ordusu tarafından öldürülen İranlı general Kassem Suleimani arasında bir paralellik kuruyor. “Her ikisi de, Irak ve Suriye’de karışık savaşlarda bulundular” konusuna vurgu yapıyor. Makale de şu vurgulanıyor “Şimdi, Süleymani öldürüldü ve yerde yatıyor, Türk Milli İstihbarat Teşkilatı başkanı Hakan Fidan'a dikkat etmenin zamanı geldi.” çünkü o “çalışma yöntemleri bakımından Süleymaniye'ye benziyor.”  Buna ek olarak, Demokratik Birliği Kürt Partisi (PYD)’nin eski eş başkanı ve Kuzey ve Doğu suriye’nin özerk Kürt yönetiminin önde gelen aktivistlerinden olan Salih Müslim Muhammed’de, Rudaw haber ajansına benzer bir açıklamada bulunmuştu. O açıklamasında “Süleymani, Türkiye’ye yakındı”, “Fidan ve Süleymani, yakın ilişki içerisinde bulundular ve ortak planları bulunuyordu” dedi ve bu da “Süleymani ile eşgüdümlü bir biçimde gerçekleştirildi” dedi.       
 
Prensip olarak, daha önce Fidan'a yönelik tehditler vardı. Bunun için The Washinton Post’ta 2011 yılında uzman David Ignautis’in, Türk istihbaratının, İran İstihbaratına, Türkiye’deki  İsrail Mossad ajanları ile çalışan ve onlarla tanışan on İranlıının bilgilerini ilettiğini belirten yazısını hatırlatmak yeterlidir. O dönemde bu öyküyü bastırmak zordu, ancak Fidan’ın adı, medya içerisinde önemli iç ve dış politika kararların alındığı sırada Erdoğan üzerindeki artan etkisi bağlamında daha sık dile getirildi. Ayrıca, İstihbarat başkanına, İsrailli Mossad ajanlarına, Türkiye toprakları üzerinden, İran topraklarında hareket özgürlüğü tanıyan 1958 yılındaki işbirliği anlaşmanın iptal etme girişiminde bulunduğu da atfediliyordu. İsrail, ayrıca 2019 yılındaki öyküyü de hatırlatıyor, o tarihlerde, Kudus bölge savcısıtarafından, Kudüs belediye başkanı ve İsrail polis genel müfettişine karşı, iki Doğu Kudüs sakini tarafından düzenlenen suikast girşiminin organize edildiğinin soruşturulduğunu da anımsatılıyor. Ve soruşturma raporunda, iddia edildiğine göre İsral’e karşı yapılan saldırılarda “Ankaranın eli” ile bağlantılı “Türkiye’deki Hamas elçisinin mirasi” olduğu söyleniyor. 
 
İşte bu yüzden dolayı Makor Rishon'daki yayın ve Amerikan yayın organı Intercept'teki benzer tezler, güvenilir kaynaklardan geldiğine inanılarak Ankara tarafından çok ciddiye alındı. Türk devleti yayın organı (Türk devletine yakın olması gerekir – abhazyam.com) Daily Sabah “Fidan’ın Yaşamına Doğrudan Tehdit!” olarak nitelendirdiği yazıyı, Süleymani olayının ardından “Kara Bir Leke” olarak görüyor. Bu bağlamda sıradaki gelişmeler dikkat çekicidir. Elbette belli bir inisiyatif gurubu, Erdoğan'ın Washington'la çalışma ilişkilerinin neredeyse tamamının istihbarat başkanı tarafından gerçekleştirildiğini, ancak kendisinin kamusal bilgi alanında tanıtılmadığını kaydediyor. Evet ve Fidan'ın kendisi tanıtım yapmak zorunda değil. 15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye’de yaşanan askeri darbenin bastırılması sonrasında ,muhtemelen önemli bir rol oynadığı konusunda, onun hakkında yüksek sesle konuştular. İstihbarat başkanının Batı yanlısı Türk generallerinin ortadan kaldırılmasında “bir eli” olduğuna inanılıyor. Şimdi Fidan, Erdoğan'ın Moskova'yı ziyaret ettiği hemen hemen her heyetin içerisinde bir üye olarak bulunuyor. Suriye yönündeki ilişkilerde Rusya ile Türkiye arasındaki ittifak göz önüne alındığında, doğal olarak Rus meslektaşları ile çalışma ilişkileri kurdu.
 
Fakat böyle bir “oportünizm” (Fırsatçılık: olaylardan bireysel avantajlar edinen bilinçli politika ve uygulamalar- Abhazyam.com) İsrail ve ABD'ye göre uygun görünmüyor. Bu arada Erdoğan, Şam ve Ankara arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin bir işareti olarak değerlendirilebilecek Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Ali Mamluk ve Fidan arasında 13 Ocak'ta Moskova'da yapılan yüz yüze görüşmelerin önemine dikkat çekti. Washington merkezli Al-Monitor, bu toplantının Rusya Devlet başkanı Vladimir Putin'in 8 Ocak'ta İstanbul'daki Türk mevkidaşı ile yaptığı toplantıda Suriye ve Türk makamları arasındaki temas düzeyinin artırılmasını önerdikten sonra mümkün olduğunu iddia ediyor. Zaman, İdlib de dahil olmak üzere, istenmeyen olayları önlemek için öncelikle iki ülkenin istihbarat servisleri arasındaki hassas işbirliği ve koordinasyon konuları ile ilgilnemeye doğru gidiyor. Şimdi onun konumu, The Times'a göre, “Erdoğan'ın Batı için çok öngörülemez hale geldiği” bir durumda, Türk istihbarat başkanı Fidan’ında “Batı'nın güvenine layık olmayan bir kişi” olarak itibarsızlaştırmaya çalışılıyor.
 
Bu arada ABD, Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu, Türkiye sınırına yakın, kuzey Irak'taki dağlık bölgede insansız keşif uçakları kullanarak oluşturduğu ortak keşif operasyonlarını yürütmek için gizli bir programı askıya aldı. Şimdi gelecekte ne olacağına, bakalım.
 
Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/2852783.html
 
www.abhazyam.com
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Konuk Yazar Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.