RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 21 Aralık 2014, Pazar 09:05:47 tarihnde eklendi. 694 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

24 Aralık 1981

24 ARALIK 1981 ALEMDAĞ KATLİAMINDAN BU YANA 33 YIL GEÇTİ, 12 EYLÜL ASKERİ DARBE REJİMİ BUGÜNDE İKTİDARINI SÜRDÜRÜYOR
24 Aralık 1981
Fatih Atan (A'tanba)
 
21/12/2014. Değerli okuyucular, İstanbul Alemdağ Askeri Tutukevi’nde 24 Aralık 1981 yılında yaşanan katliam girişiminden bu yana 33 yıl geçti. Türkiye, hala 12 Eylül 1980 Askeri Darbe Anayasası ile yönetiliyor. 
 
Katliam sırasında yaşamın yitiren Hakan Mermeroluk, Şerif Yazar ve Bahadır Dumanlı’nın sorumluları bugüne kadar hesap vermediler. (Konu hakkında yazmış olduğum yazı için Bknz: http://www.abhazyam.com/kose-yazisi/279/24-aralik-1981.html )
 
Ve hala, bu ülkede insanlar demokrasi olduğuna inanarak (!) yaşıyor.
 
Türkiye’de, 12 Eylül Askeri Rejiminin en büyük yapılanması olan, %10 Seçim Barajının yarattığı seçmen hırsızlığı ve Siyasi Partiler Yasasının değiştirilmesi, ne hikmettir, onun sayesinde iktidar olanlar ve muhalefet edenler tarafından ciddi anlamda gündeme getirilmiyor.
 
Sol, sosyal demokrat olduğunu iddia eden ve isteseler de bu seçim sistemi ile iktidara gelemeyecek olan siyasi partiler, bu konuların sadece TBMM içerisinde değil, halkın barışçıl istemlerini göstereceği, şiddet içermeyen “sokak” gösterileri ile çözülebileceğini görmezden geliyorlar.
 
Aslında, Haziran 2013 “Gezi” Eylemleri bunun gerçekleşebileceğini tüm dünyaya göstermiş oldu. 
 
Antalya’da, gençler ile yapmış olduğum görüşmelerde, “Gezi” eyleminin bir süre sonra sakinleşeceğini, bunun toplum tarafından “Siyasi” istemlere dönüştürülmesi gerektiğini, toplumsal istemlerin, %10 Seçim Barajının kaldırılması ve Siyasi Partiler Yasasının Değiştirilmesi biçimine evirilmesi gerektiğini belirtmiştim.
 
Gelişmeler, belirtmiş olduğum biçimde sürüyor ve artık 12 Eylül Faşist Rejiminin 32 yıldır Türkiye halklarına zorla giydirmiş olduğu %10 Barajlı Seçim Sistemi ve Yasakçı Siyasi Partiler Yasasının, artık giyilemez duruma geldiği ortaya çıktı. 
 
İrili, ufaklı hiçbir siyasi partinin 32 yıldır ciddi olarak mücadele arenasına taşıyamadığı bu sistemin sürdürülemez olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin arızalı da olsa yargı sisteminin en üst organı olan Anayasa Mahkemesi kabul etti.
 
Ancak hala, bu konuda karar almakta diretiyor, oysa kararını şimdiye kadar NET olarak belirtmeli idi. Bu da Türkiye’deki bugünkü demokrasi ortamının ne kadar zor bir platformda bulunduğunun göstergesidir.
 
Değerli okuyucular, Anayasa Mahkemesi %10 Barajının kaldırılması gerektiği kararını alsa bile, iktidarı elinde bulunduran ekonomik – siyasi güçler, “İstikrar” gibi çeşitli bahaneler ile bunu daha sonraki süreçlere öteleyerek Haziran 2015’de yapılacak olan TBMM Seçimlerini yine 12 Eylül Faşist Rejim Yasasına göre uygulamak isteyecektir.
 
12 yıldır, Türkiye’deki 12 Eylül Rejimini yürüten (Kenan Evren’in meydanlarda seslendirdiği “Gençlerimiz, gelecekte solcu olacağına Dindar olsun” diyerek yarattığı nesil) AKP iktidarının eski başbakanı ve bugünkü fiili Devlet Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında yeniden biçimlenen 12 Eylül Sistemi, 2013 Haziran “Gezi” direnişinden bu yana yeni bir aşamaya geçti. 
 
AKP Hükümeti, özellikle, iktidarının ilk yıllarında yine 12 Eylül Rejimi ürünü olan Fethullah Gülen Gurubu ile devlet yapısı içerisindeki gücünü pekiştirdi. Eski Askeri vesayetin gücünü kırarak (destek veren ekonomik güçler ile de uğraşarak) ikinci aşamaya geçti. 
 
Ancak bu ikinci aşama kararının alınmasında, Gezi direnişinin önemli bir etkisi odu. Özellikle, Gezi olaylarına destek veren Koç Gurubu’na ait olan Taksim – Divan Oteli’nin direnişçilere kapısını açması, en önemli kırılma noktası oldu.
 
Kürt Milliyetçilerinin kurduğu BDP ve PKK’nın destek vermediği, “Gezi” eylemlerine, eski sistemin destekçisi olan büyük sermaye tarafından da destek verilmemesi amacı ile önce tehdit, korku (Vergi Müfettişleri vb) gibi yaptırımlar gündeme geldi. Daha önceden eski sistemin uygulayıcıları olan siyasi yapılar, Ergenekon, Balyoz, Şike, Askeri Casusluk vb. yaptırımlar ile etkisiz duruma getirilmişti. 
 
AKP iktidarının özellikle ABD ve Avrupa’nın Türkiye’deki en büyük sistem ortağı olan Koç Gurubu ile kavgasının süremeyeceği aşikârdı. 
 
Önce Ergenekon, Balyoz, Şike davları sanıkları birer birer serbest bırakıldı. Bu eylemler, artık AKP Siyasi iktidarı ve onu destekleyen sermaye güçlerinin palazlandığını, büyük sermaye ve onların destek verdiği siyasi yapılarla uzlaşabileceğini ortaya çıkardı. 
 
Artık, 12 Eylül döneminin ürünü olan, Fethullah Gülen yapısının gereksiz, tasfiye edilmesi gerektiği ortaya çıktı. 
 
Buna, Orta doğuda ve dünyadaki gelişmelerin etkisini de katabiliriz. 
 
Büyük Sermayenin eski koruyucuları ve basın – yayın organlarının da desteği ile 12 yıl içerisinde yaşanan tüm olumsuz gelişmelerin, Fethullah Gülen Ekibi tarafından yapılmış gibi bir imaj toplum içerisinde yaratılmaya çalışıldı. 
 
AKP iktidarı ve onun halen fiili olarak başında bulunan Recep Tayyip Erdoğan “Sütten Çıkmış Ak Kaşık” gibi sorumluluktan sıyrılmaya çalışıyor. 
 
Bu çalışmalara da en büyük sivil destek, eski Ergenekon, Balyoz Davası sanıkları ve destekçisi olan ve “Gezi” Direnişine destek veren “Ulusal” kanattan geldi. Kürt Milliyetçileri ise şimdilik temkinli yaklaşıyor. (Abdullah Öcalan’ın Recep Tayyip Erdoğan’a olan desteği önemli rol oynuyor.)  
 
Aydınlık, Oda Tv, Ulusal Kanal ve benzeri yapılar birden bire AKP iktidarının ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında tavır aldılar. 
 
3 Temmuz 2011 şike davası sanığı ve “Gezi” Eylemlerine sempati ile bakan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, özellikle FB Genel Sekreteri ve Basın Sözcüsü Mahmut Uslu’nun dönemin Başbakanı R. T. Erdoğan ile Dolmabahçe’de yapmış olduğu “Sır” toplantı sonrasında tavrını yavaş, yavaş değiştirmeye başladı. 
 
Ergenekon - Şike vd. davalardaki “savcı” (!) ve “Baba – Oğul” görüşmeleri göz ardı edilerek, “İllegal Örgüt” yani “Fethullah Gülen Cemaati” günah keçisi durumuna getirildi.  
 
Aziz Yıldırım, bunu birden yapamazdı, çünkü bunun nedeni, Eskişehir’de sivil polisler tarafından dövülerek öldürüldüğü mahkeme tarafından da belirlenen Ali İsmail Korkmaz’ın FB taraftarı tarafından benimsenmesi, adına marşlar söylenmesi, Gezi eylemlerinde ki BJK ve FB Taraftarının dayanışması vb. nedenler bulunuyordu.
 
İki taraftar gurubu içerisinde GFB ve 1453 BJK gibi guruplar ile “Gezi” Direnişine destek engellenmek istendi. UltrAslan Taraftar Gurubu zaten “Gezi” Eylemini terk etmişti.   
 
GS ve BJK Başkanları, Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında yer aldıklarını daha önceden açıklamışlardı. GS Başkanı, Taraftarın %80’nin AKP’e oy verdiğini söylemişti. (Bknz: Türkiye Basın – Yayın organları) 
 
BJK Başkanının da, Gezi eylemlerinin sivil dinamosu olan “Çarşı” Gurubunu yalnız bırakan açıklamalarını hatırlamak yeterlidir. (Bknz: Türkiye Basın – Yayın Organları) 
 
Aziz Yıldırım ise, 12/12/2014 Tarihinde İstanbul Cumhuriyeti Başsavcılığına 179 sayfalık bir şikayet başvurusunda bulundu. AKP Hükümeti ile Recep Tayyip Erdoğan’ın tamamen korunduğu bu dilekçe “Son olarak 17/25 Aralık sonrasında ortaya çıkarılan illegal yapının Yargıtay bağlantıları da ortaya konmalıdır. Şöyle ki bu yapılanma Yargıtay’a sirayet etmiş olup, özel yetkili mahkemelerde görevli iken Yargıtay’a seçilmiş savcılar ve hakimler ile özel yetkili mahkemelerde görevli hakim ve savcılarla irtibatlı hakim ve savcılar Yargıtay’daki bu illegal yapının parçasıdır. İllegal yapının uzantısı bu hakim ve savcılar, Özel Yetkili Mahkemeler’den karara çıkan örgüt davalarına bakan dairelerde yoğunlaşmıştır. Bunların illegal yapı içindeki görevi, Özel Yetkili Mahkemeler’den çıkan kararların ta en başta yazılan senaryoya uygun şekilde kesinleşmesini sağlamaktır. Yargıtay Başsavcılığı’nda da söz konusu illegal yapılanmanın uzantılarının olması kuvvetle muhtemeldir.” Diyerek başlıyor. Dilekçenin Tamamı için Bknz: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/futbol/166459/iste_Aziz_Yildirim_in_179_sayfalik_sikayet_dilekcesinin_tam_metni.html )
 
Gezi Eylemlerinin en büyük sivil güçlerinden birisi olan FB Taraftarı, şimdi başkanlarının bu tavrını irdelemeye çalışıyor.
 
Aziz Yıldırım’daki bu değişikliğin nedeni, geçtiğimiz günlerdeki Koç Gurubunun 15 Aralık 2014 Tarihindeki TÜPRAŞ - 3 Milyar Dolarlık Yatırım açılışında, Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu demokrasiye aykırı konuşmasının (Fotoğrafta görüldüğü üzere, R. T. Erdoğan’ın Koç Amblemi altındaki tarihi konuşması) Koç Ailesi ve Topluluğunun tüm üst yönetimi tarafından alkışlanması ile bir bağlantısı var mıdır, acaba? (Bknz: http://www.taraf.com.tr/politika/ayni-kesime-ayni-sozler/ )
 
Bu değişikliğin bir yansımasını, yakında, FB Başkanlık seçiminde ve Kalamış Marina Tesisleri ile ilgili olarak da görebiliriz. 
 
Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı, artık “safra” olarak gördüğü ve kendisini bugünlere getiren eski ortaklarını atabilir. Büyük Sermaye ile barış içerisine girebilirdi. 
 
Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı, Türkiye’yi yıllardır Askeri vesayet ile yöneten Büyük Sermaye ile birlikte, süngüsü düşmüş askeri gücün yerini alan Polis Devleti ve devlet içerisindeki, Ülkücü, Ulusalcı, Türk – Çerkes – Kürt - İslam Sentezci, Kürt milliyetçisi toprak ağalarından oluşan kadrolar ile 2023’e doğru yelken açabilir.
 
Ancak, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP ile yelken açanlar: “Gezi Direnişi” sırasında ezilen insanların yanında olan Büyük Sermayenin Temsilcisi Koç Gurubu, Ulusalcılar, Süngüsü Düşükler, Sentezciler, Kürt Milliyetçileri, unutmasınlar ki “Gezi Direnişi” Türkiye halklarının gözünü açmıştır. 
 
İnsanlar, kurtuluşlarının kendi ellerinde olduğunu biliyorlar. 
 
Hakan Mermeroluk, Şerif Yazar ve Bahadır Dumanlı’nın yaşamını yitirmiş olduğu 24 Aralık 1981 Alemdağ Tutukevi Katliamın da yaşanmış olduğu gibi geçmiş dönemlerde ve bugünde yaşanan tüm katliamların sorumlularından,  “Gezi Direnişi” gibi demokratik toplumsal eylemlerle hesap sorabileceklerini gördüler.  
 
Türkiye’yi yöneten güçler, bunu gördükleri için, yeni arayışlar, ortaklar bularak, demokrasi ile hiçbir bağlantısı olmayan sistemlerini sürdürmek istiyor.
 
21. Yüzyılda, 12 Eylül Askeri Rejimini sürdürebileceklerine inanıyorlar ise yanıldıklarını yakında göreceklerdir.
 
www.abhazyam.com       
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Fatih Atan Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.