RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 23 Mayıs 2014, Cuma 11:50:32 tarihnde eklendi. 539 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Müttefikleriniz Nerede?

İBRAHİM GUKEMUKHOV “ÖZGÜRLÜK İÇİN ÖLEN VATANDAŞLARIMIZ IŞIKLAR İÇERİSİNDE ANILSIN. YAŞAYANLAR İSE BU KORKUNÇ DERSTEN DOĞRU KARAR ÇIKARSINLAR”
Müttefikleriniz Nerede?
İbrahim Gukemukhov. 

21/05/2014. Son yirmi yıl içerisinde Kafkas savaşları hakkında yüzlerce makale, onlarca monografi, öykü ve roman yazıldı, bir kaç tane belgesel film çekildi. Ne yazık ki, bu eserlerin çok azı, gerçekleri okuyuculara ve izleyicilere ulaştırabildi. Her zaman için bu soruna aklı selim ile bakılması engellendi. Siyasal ortam, sahte yurtseverlik, aşırı duygusallık.

Yüz yıl savaşının (ya da daha doğru olarak, yüzyıl boyunca ardı ardına süren askeri çatışmaların)  nedenleri ile ilgili soruya, sıradan bir harita ile yanıt verilebilir. Haritaya bir göz atalım ve bir çok şey ortaya çıkacaktır. Rus İmparatorluğunda, Büyük Petro ve Korkunç İvan tarafından XVI – XVIII yüzyılın ilk yarısında gerçekleştirilen başarılara rağmen. Rusya, bütün bu süre içerisinde, buzul liman dışında ciddi bir serbest limana sahip olamadı. Baltık’tan, Avrupaya, şişenin dar boğazı gibi çok zor açılan penceresini, başta İngilizler olmak üzere, Avrupalı donanmalar tarafından balta ile kesmek çok kolaydı. Büyük fedakarlıklar ile ele geçirilen Azak denizi bile, Kerç boğazından sıcak denizlere ulaşım Türkler tarafından çok kolay kontrol altına alınarak engellendi. Rus İmparatorluğu, Karadeniz kıyılarından, güney vilayetlerinde bulunan savaşçı halkların, Tatarların ve Çerkeslerin yaşadığı, deyim yerinde ise vahşi topraklara, geniş araziye ayak bastı. İnsan, XVIII. yüzyılın ekonomik coğrafyasını çok az bilir, Onu insanın anlayabileceği bir noktadan doğru bir soru sorulabilir: Büyük oranda ve görünüşte, kendi kendine yeterli olan Rusya, neden sıcak sulara gereksinim duyuyor? Bunu anlamaya çalışalım. 

Tarihsel süreci tanımlamak gerekirse (Geçtiğimiz yüzyılın 50’li yıllarda Nikita “Nikita Hrushçov - SSCB Komünist Parti 1. Sekreteri 7 Eylül 1953 – 14 Ekim 1964 – Abhazyam.com” Mucizesinin yönetime gelişine kadar) başlıca ihraç ürünü buğday oldu. Ancak onun ana ihraç rotası – Osmanlı İmparatorluğunun kontrolü altındaki İstanbul ve Dardanel (Çanakkale – Abhazyam.com) boğazları ve diğer bütün  limanlar ise Britanya gümrüğü tarafından kesilen gümrük vergisi denetiminde bulunuyordu. Rusya, kendi buğdayını belirlemiş olduğu en iyi fiyat ile (ve bazen kendi açısından makul olarak belirlense bile) satış gücüne sahip olamadı. Çıkış bir kapek (kuruş – Abhazyam.com) oldu. Rus imparatorluğunun sıcak denizlerde kendisine ait limanın bulunmaması, gelişmiş ekonomik güçlerin düzeyine ulaşmasını engelleyecek ve kaçınılmaz olarak Britanya İmparatorluğunun bir hammade yedeği olarak kalacaktı. İngiltere, zaten onun denizlerdeki ana rakipleri olan Hollanda ve İspanya’yı yendiği zaman, en güçlü donanmaya sahip oldu ve küresel anlamda okyanusun bütün önemli ticaret noktalarını egemenliği altına alarak dünyanın diğer geri kalan kısmına kendi fiyatlarını kabul ettirdi.

Aslında, Britanya, XVIII. yüzyıl başlarında tek süper güç olarak yerini aldı ve açık ya da dolaylı olarak Osmanlı İmparatorluğu’da dahil olmak üzere eski imparatorlukların üzerinde ki siyaseti belirledi. Bu koşullar altında, Rusya için, Karadeniz kıyısındaki denetim ve boğazlar özellikle ölüm ve yaşam sorunu oldu. Ancak, vaat edilen toprakların kıyılarına çıkmaları için iki engel vardı bozkır ve dağlılar ve bu onların kaderini belirledi. Rus saldırısının Güney’deki ilk kurbanı Kırım Hanlığı oldu, sonra Nogaylar (Don ve Kuban Irmakları arasında yaşayan bir boy – Abhazyam.com), ve peşinden sıra, Kafkas Dağlarının iki tarafında yaşayan dağlılara geldi. Burada, Rusların Güneydeki ilerlemesi tıkandı. Ve olayların içerisine bakarak, söylemek gerekirse, bunu sadece yerli kabilelerin direncine bağlamak doğru olmaz, (ancak, elbette bunu da hesap dışında bırakmamak gerekir)Rusya’nın bu bölgede bulunan askeri gücünün de yetersiz olduğunu söylemek gerekir. 

Başlarda burada, ne iletişim, ne büyük askeri birliklerin manevra alanı, ne sürekli olarak kalacakları üs, ne de ciddi bir erzak deposu bulunmadığını unutmamak gerekir. Bu ciddi sorunların çözümü için II. Katherina tarafından, Kafkasya hattında güçlendirilmiş kalelerin inşasının başlatılması kararı verildi. Bilindiği üzere, bunların ilkine1765 yılında, İmparatoriçenin gözdesi olan Prens Potemkin tarafından başlandı. (Azak – Mozdok hattı) Rusya’nın Kafkasya’da ve sonra güneyde ve doğudaki ilerlemesi, Britanya İmparatorluğunun ticari hegamonyasını tehdit etti ve etkin bir biçimde buna engel olmak istedi. İngilizler, bilinmiş olan yöntemleri kullandı – denetiminde bulunan güçsüz müteffikleri, Osmanlıları ve Persleri kullandı. Türkiye ve İran’da İngiliz diplomatlar, gazeteciler ve askeri danışmanlar ortaya çıktı. İlk olarak - padişah ve paşalara parasal ve çeşitli hediyeler verdiler, İkincisi - toplumsal düşünce hazırlandı, üçüncüsü – doğudaki savaşçılara Avrupa kökenli silahlar (elbette ki eski silahlar) ve çağdaş savaş taktik eğitimi verdiler. Bütün bunları yaparken, dağlı halkların liderlerini de görmezden gelmediler. Britanya, Kafkasya’ya elçiler gönderdi ve onların bağımsızlık istemlerine destek verdi ve arzuları karşısında cimri davranmadı. Kafirleri ülkesinden atmak umudu ile savaşan dağlılar, topun ağzına konulan bir et parçası gibi pervasızca kullanıldı. Dağlı halkları önderleri, İngilizlerin bu olaylara neden bu kadar önem verdiklerini fazla anlamaya çalışmadan, büyük “oyuncular” arasındaki mücadeleden (Bir tarafta, İngiltere, Osmanlı ve İran, diğer tarafta ise Rusya) çeşitli manevralar ile sıyrılabileceklerini umuyorlardı.Birçok lider ve soylu, aldıkları ücret karşılığında, kendilerine bağlı silahlı güçlerini memnuniyetle kullandırdılar: Kimine - arazi verildi, kimine - altın para ve ünvan verildi, kimine – barut ve hayvan verildi. Elbetteki bunların arasında, dünyevi çıkarların dışında, inanç, özgürlük ve haysiyetlerini üst düzeyde tutmak isteyenlerde bulunuyordu. Gelecekte bu insanları bekleyen, savaş arenasında şerefli bir ölüm, veyahut sürgün, veyahut eski “dostları” tarafından ihanete uğramaktı. Gerçek durumu bilmeyen, dar görüş açısı ile bakan, söylenenlere cehalet içerisinde inanan dağlı önderlerin çoğunluğu ile çocuğa karşı, acımasızca yapılan bir şaka gibi oynadılar. Rus imparatorluğu ile yapılan savaşın en zor döneminde, hayasızca kandırıldılar ve eski müttefikleri tarafından kaderlerine terk edildiler.

Bu bağlamda, Georgi Dzidzaria tarafından yazılan “Muhacırlar ve Abhazya’nın XIX Yüzyıl’daki Sorunları” adlı eserinden bir parçayı paylaşmak istiyorum. Dağlıların bağımsızlık savaşının son haftasınndan söz eden yazar “Rus Ordusu, Wubıh topraklarının sınır olan Shahe “Шахе” nehrine geldi ve burada General Gaiman, Wubıh Önderleri ile yapılan son ateşkes toplantısında “Nerede sizin Avrupa üniformalı askerleriniz, ki siz o kadar çağırdınız? Nerede silahlarınız ve mühimmatınız? Nerede müttefikleriniz? Dağlılar yanıt verdi: “Bizler, yabancılar tarafından yapılacak olan yardımın hayal olduğunu – anladık.” Özgürlük için ölen vatandaşlarımız ışıklar içerisinde anılsın. Yaşayanlar ise bu korkunç dersten doğru karar çıkarsınlar.                                     
 
Çeviri: Fatih Atan (A'tanba) 
 
Kaynak: http://apsnypress.info/analytic/12000.html
 
www.abhazyam.com  
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Konuk Yazar Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.