RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 28 Ağustos 2012, Salı 05:12:46 tarihnde eklendi. 3065 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demesem bir türlü desem bir türlü…

Bakın hele düştüğümüz hallere Demesem bir türlü desem bir türlü. Rezalet diz boyu düştük dillere Demesem bir türlü desem bir türlü…
Demesem bir türlü desem bir türlü…

Feyzi Şahin, bir şiirine,

Bakın hele düştüğümüz hallere

Demesem bir türlü desem bir türlü.

Rezalet diz boyu düştük dillere

Demesem bir türlü desem bir türlü…

Diye başlıyor. O hesap, elim kaleme kağıda gittiğinde ruhum daralıyor. Demesem bir türlü desem bir türlü…

Kazanç! dendiğinde akla artık hep maddiyatın geldiği. Kültür, bilgelik, dayanışma, gelişim? gibi değerlerin tersyüz edildiği bir dünyada kime ne anlatılırki ? diye ruhum daralıyor.

Eski hikaye; Elitler ve dekor olarak sorunların ve hakların gerçek sahipleri figuranlar ! yeni formatlarda sürüp gidiyor.

Bazan, birilerine soruyorum. Yoozi?

Nasıl gidiyor? Ne düşünüyorsunuz?

Aldığım cevaplar sıkıcı.

Birinin cevabı oldukça özetleyiciydi aktarmakta yarar var.

Başparmağını diğer parmaklarının iç ucuna sürterek ;

– Hepsi bunun peşinde! Hatır, gönül, apsuvalık, akrabalık diyoruz işte. Ama birgün, arkalarına  bir bakacaklarki kimse kalmamış! Dilerim o gün, Gürcülerin saldırıp Abhazyayı kana buladıkları gibi bir zamanda olmasın. Artık o zamanki gibi, evimin rızkını verirmiyim?  Sanmam !  Deyiverdi.

Ruhum biraz daha daraldı. Öte yandan, farkında olanların var olmalarıda umut verici.  

Abhaz Federasyonun sitesine göz gezdirdim:

‘‘Abhaz Dernekleri Federasyonu okullarda Yaşayan Diller ve Lehçeler Seçmeli Dersi Abhaz Dili’nin seçmeli ders olarak okutulacak olması hakkında görüş ve önerilerini sundu.‘‘

Eee sonra?

Acaba bu görüş ve önerilerin içeriği nedir?

Bu konuda hangi çalışmalar yapılmıştır?

Herhangi bir kamuoyu bilgilendirmesi veya bir ekip oluşturmak gibi birşey varmıdır?

Bekledik.

Çok sürmeden kısa bir duyuru daha okuduk ;

‘‘Abhazya Eğitim Bakanlığı Türkiye’de uygulanacak olan Abhazca seçmeli ders konusunda Abhazfed’e destek vereceğini açıkladı. Konu ile ilgili Federasyonumuza yollanan yazı aşağıdadır.

Federasyonumuz konu ile ilgili daha önce girişimlerde bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu nezdinde başlattığı çalışmaları sürdürmektedir.!

Ve devamında Sayın Eğitim Bakanı D.K. Naçkebiya’nın Sayın Federasyon Başkanına hitaben yazdığı mektup aktarılmış.

Sonra?

Sonrası yok!

Olmazda zaten!

Herhalde Abhaz Federasyonu açısınıdan önemli olan Abhazya Eğitim Bakanlığının Abhazfed’e destek vereceğini açıklamış olmasıdır!

 

Abhazcanın seçmeli ders olacağı açıklamasının ardından Sayın Fatih Atan ‘‘ eniştemiz bizi neden öptü? Diye sormuştu.

 “Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet, milliyetçilik gibi,  birçok temel ilkenin yerine daha ademi-merkeziyetçi, daha müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum”

Daha sonraki yıllarda, eğitimde kalite uygulamaları, konferansındaki  konuşmasındada

 “Farklı siyasi partilerden, farklı ideolojilerden,  farklı etnik yapıdan,  farklı mezhep yapısında olmamız,  farklı sendikalara üye olmamız eğitimde kalite için bir engel”

Gibi nurcu dikta heveslisi, irticacı kafasıyla, Milli Eğitim anlayışı olmayan, Milli Eğitim Bakanı enişte, öper ! .

Onlar, almışlar gazı AB den,  tam gaz Cumhuriyetin bütün temel taşlarının yıkımını başarı ile sürdürürken, ABD li işverenlerinden aldıkları yetkileriylede, kindar gençliklerini yetiştirmek üzere  4+4+4 müfredatlarını silletokat getirmişlerdir.

Önlerine konan Anayasanın yapılmasından önce Anayasaya sokacakları belaları, önce tatbikatta kah öperek, kah döverek tamamlıyorlar.

Fakat Abhaz Federasyonu neyi amaçlıyor?

Herşeyden önce Bu seçmeli ders! Havucunun bugünkü Anayasa ve kanunlara göre de yasal bir dayanağı olmadığını biliyormu?

Anayasada Madde 42 de ilgili bölüm diyorki,

Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.

 

Öte yandan kanunla yapılan bir düzenleme var buda diyorki:

YABANCI DİL EĞİTİMİ  VE ÖĞRETİMİ İLE TÜRK VATANDAŞLARININ FARKLI DİL VE LEHÇELERİNİN ÖĞRENİLMESİ HAKKINDA KANUN (1)

Kanun Numarası                  : 2923

Kabul Tarihi                         : 14/10/1983

Madde 1 – (Değişik: 3/8/2002-4771/11 md.)

 

Bu Kanunun amacı, eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller, yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okullar ile Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğreniminin tâbi olacağı esasları düzenlemektir.

Esaslar

Madde 2 – Milletlerarası andlaşma hükümleri saklı olmak üzere, resmi ve özel her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında okutulacak yabancı dillerin ve yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar şunlardır:

a)      (Değişik: 30/7/2003-4963/23 md.) Eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk vatandaşlarına Türkçeden başka hiçbir dil, ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. ancak, türk vatandaşlarinin günlük yaşamlarinda geleneksel olarak kullandiklari farkli dil ve lehçelerin öğrenilmesi için, 625 SAYILI ÖZEL ÖĞRETIM KURUMLARI KANUNU HÜKÜMLERINE TÂBI OLMAK ÜZERE ÖZEL KURSLAR AÇILABILIR; bu kurslarda ve diğer dil kurslarinda aynı maksatla dil dersleri oluşturulabilir. Bu kurslar ve derslerde, Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı öğretim yapılamaz. Bu kursların ve derslerin açılmasına ve denetimine ilişkin esas ve usuller, Millî Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

b)     

c) (Değişik: 30/7/2003-4963/23 md.) Türkiye’de eğitimi ve öğretimi yapılacak yabancı diller, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilir.

(1) Bu Kanunun adı“Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu“ iken, 3/8/2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanunla metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

e) Yabancı dilde okutulacak derslerin eğitim ve öğretim programlarının tabi olacağı esaslar; ilköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumları, için Milli Eğitim Bakanlığınca, yükseköğretim kurumları için Yükseköğretim Kurulunca tespit edilir.

f) Yabancı dil eğitim ve öğretimiyle ilgili uygulamaların Türk Milli eğitiminin amaçlarına, temel ve ana ilkelerine ve bu Kanundaki esaslara uygunluğu; ilköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumlarında Milli Eğitim Bakanlığınca; yükseköğretim kurumlarında Yükseköğretim Kurulunca denetlenir.

 

Benim hatırladığım kadarı ile Kaffed Adigece ve Abhazca kurslarının Halk Eğitimlerde okutulması ile ilgili çalışma yaptı, Eğitim modulleri hazırladı ve izin aldı. Öğretmenler yetiştirdi. Bu kursların müfredatları Halk Eğitim Otomasyon Sistemi'ne eklendi.

Yine aynı biçimde, seçmeli ders olarak okutulması için gerekenleri yaptılar. Çalışmaları sistematik bir biçimde sürüyor.

Onlarda üstlendikleri kendi işlerini yapıyorlar.

Dünya anadil Günü ile ilgili kaleme aldığım yazımda  http://www.abhazyam.com/kose-yazisi/132/dunya-anadil-gunu.html ‘’uzun süreli değişim stratejisinden’’ söz etmiştim .

Bakan Dinçer diyorki;

‘‘İlk etapta müfredat ilan edilecek, kitaplar sonra hazırlanacak, ancak hocalar o müfredatı öğretecek”

(Bu arada müfredatın hazır olduğu ilan edildi. ) 

Yani ne için eğitilmek isteniyorsanız, kendi dilinizde eğitileceksiniz.

Eğer yukarıda sözünü ettiğim yazımla birlikte okursanız anadilinin önemi iyice anlaşılır.

Bu eğitim şartını, Akepeyi hükümet olarak Türkiyenin başına sardıklarında koymuş ve imzalatmışlardı.

Bundan önce AB uyum yasaları çerçevesinde MHP ve CHP tarafındanda kabul edilmişti.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, imzalanan bu sözleşmelere dayanarak Kürt açılımının durmasını eleştirdi.. Türkiye'nin AB üyeliğinin uzun zaman alacağını ve zor olacağını söyledi.

"Anayasa değişmeli. Yargı ve sivil otorite askerin üzerinde olmalı.. azınlıkların da Anayasa sürecine dahil edilmesi gerektiği..‘‘ni belirtti.

Eğer, anadilinde eğitimi, Türkiyenin bölünmesi ve Hukuka aykırı olarak yapılan Yeni anayasa çalışmalarından, BOGKAP‘ tan (Büyük Ortadoğu ve genişletilmiş Kuzey Afrika Projesi)  ayrı ele alırsanız eniştenizin neden öptüğünü anlayamazsınız.

Abhazya açısından ele alacak olursak, bilindiği üzere Abhazya AB-D açısından işgal edilmiş bölge statüsündedir ve kendi açılarından bunu değiştirmek için bir neden yoktur.

Fakat elbetteki kaleyi içten fethetme harekatı durmamıştır, durmaz. Türkiye üzerinden, Diyanetle ilişkiler kurulmak veya Gülenci Işık okulları kanalı ile sızma harekatı kısmen darbe yemiştir.

Öte yandan, Abhazya bugünkü statüsü ile Kafkasya üzerine yapılan planları fena halde bozmakta antiemperyalist cepheden çıkmamaktadır.

Abhazyanın yumuşak karnıysa icazetini AB-D den alan diaspora içindeki Abhazlardır ve onların Abhazyadaki bağlantıları, uzantılarıdır.

Avrupa Konseyi’nin kararları Avrupa coğrafyasında, bir ‚‘‘Avrupalı üst kimliği altında bütün Avrupa yurttaşları arasında çok-dilliliği sağlamayı içeriyor.  

Bilindiği gibi AB-D Abhazyayı, Gürcistanın bir parçası olarak niteliyor. Diapora Abhazlarını ise Çerkes Şemsiyesi altında görüyor.

Türkiyede, Abhazcanın ‘‘ kaybolmakta olan dillerden biri‘‘ olarak kabul edilmesi, Abhaz devletinin ve onun dilinin Abhazca olduğunun inkarıdır.

Devleti olan bir dil kaybolmaz!

Elbette bu arada deneyimli Abhaz Siyaseti, takdire değer adımını atıp, Abhazya Cumhuriyeti Devleti, TC Eğitim Bakanlığını muhatap alarak, doğru tavrı koymuştur.

Bu yukarıda verdiğimiz yasalar çerçevesinde de doğru bir girişimdir.

Kısaca, Devleti olan bir Dil, yukarıdaki yasalarada uygun olarak, okullarda yabancı dil dersi olarak okutulabilir. Okullar açılabilir.

Bu gibi, bir topluluğun genelini ve Abhazya Devletinin meşruiyetini, abhaz Toplumunun Türkiye Cumhuriyeti içersindeki konumunu ilgilendiren bir konuda, Abhaz Federasyonu ;

-          hukuki, bilimsel bir çalışma yapmadan,

-          toplumun ilgili birimleri ile karşılıklı görüş alışverişinde bulunmadan,

-          bu konuda çalışmalar yapacak deneyimli bir komisyon oluşturmadan,

bir görüş ve öneri bildiremez.

Bu çalışmaları yaptığını varsayarsak, bunu Abhaz toplumu ile paylaşmak, tartışma ve görüşlere açmak zorunluluğu vardır.

Kaffed veya başka bir kuruluş ile birlikte hareket ediyorsa, bunuda toplumla paylaşmak mecburiyetindedir.

Heleki ;

Birlik ve beraberliği sağlama zorunluluğu ve sorumluluğu olan bir kurumun,

…Ancak; Düzce Abhaz Kültür Derneği Yönetiminin kurumsal kültürün gerektirdiği ÖRGÜTSEL HIYERARŞİ (!) ile bağdaşmayan, Abhaz Diasporasının birlik ve beraberliğine katkı sağlamayacağına inandığımız, kurumsal kimliğimize yakışmayan bir şekilde bireysel düşünce ürünü bir etkinliği federasyonumuzun tasvip etmesi beklenemez… gibi

Tüm kişisel saygınlıklarına rağmen, kurumsal kimliğine yakışmayan, dışlayıcı, ayrımcı  bir kararı, hala sitesinde bulundurmakta bir mahsur görmüyorsa, ne kadar sağlıklı görüşleri ve önerileri olabileceği de ayrı bir tartışma konusudur.

Üstelik ben bu karara rağmen Adapazarından ve hatta köyden gidip katılanlar olduğunu biliyorum.

Yasal zeminde bir bünye oluşturmak, toplumun onayının alındığını göstermez.

 

Eğer devlet daha doğrusu AKP, böyle bir imkan veriyorsa ve bizde bu imkandan yararlansak bunun ne zararı olabilir? sorusu akla gelebilir.

Devletler gibi toplumlarda  kısa vadeli çıkarlar üzerine, uzun ömürler inşaa edemez.

Bugün kabullenilen her yasa her statü, yarın uluslararası düzeyde, çıkarlarına göre gerekli görüldüğünde, aleyhinize bir delil olarak karşınıza çıkarılacaktır.

Tıpkı bütün yasal haklarına, tarih ve coğrafi bilininirliğine rağmen, Abhazya topraklarının Gürcistana ait olduğu alçakça iddianın sürdürüldüğü  gibi.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde İngiltere desteğinde kazanılan (!) haklar gibi, verdikleri gibide alma kapısıda açıktır tabiki !

Kaffed’in anadilde eğitim adı altında Çerkesce ve Abhazca talepleri de, zaten AB-D çerçevesinde yapılmış bir çalışmadır. Bölücü Anayasa çalışmalarının, Tek dünya düzeni projesinin bir parçasıdır.

Akla gelen başka bir soruda,  Türkiyede kaç kurumun Abhazca talebi ve çalışması olup olmadığıdır!  

Bu arada, Anadil ve Anadili’ nin farklı kavramlar olduğu gerçeğide bulandırılarak yapılan teklifler, zaten beklenen teklifler olduğundan muhabbetle kabul edilmiştir.

(Anadil ve anadili arasındaki fark konusunda Gazeteci Yazar Hakan Özden’in yazısı aydınlatıcı olabilir. Bkz: http://yenisafak.com.tr/Yorum/?i=372818 )

Şimdi önümüzdeki günlerde açılacak olan okullara getirilen 60 ay ve üzeri bütün çocukların okula

Gitme zorunluluğu ile çocuklarımız üzerindeki haklarımıza tecavüz eden AKP diktası itirazlara getirdiği çözüm önerisi ile daha faşizan bir yönteme başvuruyor ve göndermek istemeyenlere rapor almalarını öneriyor. Böylece aileler kendi elleriyle çocuklarının yetersiz olduklarını belgeleyecekler. Ve elbette bu yöntemle dindar gençlik yetiştirme sistemlerine muhalefet edenlerde fişlenmiş olacaklar. Bu iğrenç bir oyundur.  

Acaba Abhaz federasyonunun bu sisteme bir itirazı yokmudur? Kurda evlatlarını yem atmaya hazırmıdır? Yoksa haftada 2 saatlik ve işleyip işlemeyeceği belli olmayan, yasal dayanaklardan yoksun bir promosyon gibi anadilinde eğitim, bu vahim durumdan dahamı önemlidir?

Çocuklarımızın bedensel yeteneklerinin gelişkin olduğunu bilmekteyiz. Eğitim Bakanlığından verilen ölçümlerde tek ayağının üstünde durabilmesi esas alınan (alay ediyorlar) çocuklar arasında bizimkilerin parmak üstünde durabilecekleri %99 dur. Bu yeterlimi?

Bugün Türkiye hunharca bir savaş ortamına sürükleniyor ve bunun sebebi olan iktidar, dindar (!) gençlik yetiştirme vaadinde bulunuyor ve eğitimi buna göre düzenliyor. Onların kastettikleri dindarlarında Allahuekber!(tövbe)  nidalarıyla nasıl kafa kestikleri artık bir sır değil.

Artık gençlerimiz arasında, hiçbir kitabında 1 kez dahi Hz. Muhammed Allahın Resulüdür diyemiyen Saidi Nursi(kürdi) asla tartışılamayan bir kutsiyet kazanıyor. Birileri bilmemne hazretlerinin dergahında, birileri Gülen efendi tezgahında öğütülüp duruyor nerede kültürümüz?

Allahı cinayetlerine kalkan eden akılların, ağaç  yaşken eğilir hesabıyla hangi müfredatla çocuklarımızın beynini mahfetmeye hazırlandıkları, bu iki saatlik promosyondan çok daha önemlidir.

Bugün asıl mücadele edilmesi gereken konu, çocuklarımızın 4+4+4 müfredatı  ile 5,5 yaşında okullara başlatılması zorunluluğudur .

Bugün toplumumuzun tüm kesimleri ile birlikte hareket etmek ortak kararlar almak ortak stratejiler belirlemek şarttır.

Bugün Suriyeli kardeşlerimizin başlarına gönderilen eli kanlı katiller, Türkiye topraklarındadır. Bu yabancı ajanlarca, uzmanlarca yetiştirilen teröristler Suriyeyi parçalamak için kullanıldığı kadar birer canlı bomba olarak içimizdedirler. Yalnızca Antepte, Hatayda zannetmeyin. İstanbul’un göbeğinde eğitilmekte, silahlandırılmaktadırlar. Sakarya bölgeside güvende değildir.

Bunlar gözönüne alınmalı ve derhal kişisel ve grup tavırlarına son verilmelidir. Bizler için hazırlanan kamplar yoktur.

Bugün toplumda öne çıkanlar, iktidarın kuyruğuna takılanlar, birbirleriyle hiyerarşi yarışına tutuşanlar, yarın başımıza geleceklerin vebalini asla ödeyemezler.

Kimse bu siyasettir, biz siyaset yapamayız yalanına başvurmasın.

Çünkü, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde olamayan bir seçmeli ders eylemi siyasetin daniskasıdır!

 

Haklarımıza saygı gösterenlere, sorumluluklarının gereğini yerine getirenlere saygılarla!

Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Esen Zafer Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.