
Osmanlı döneminde Çerkes Teavün Cemiyetinin kuruluÅŸunun anlatımında okuduÄŸum satırlar beni düÅŸündürmüÅŸtü. Daha önce ÅŸartların elveriÅŸsiz olduÄŸundan, örgütlenme imkanının olmadığından söz ediyordu ki doÄŸruydu bu sözler.
Benzer sözlere Kaffed’in kuruluÅŸ hikayesini okurkende rastladım.
İki dönemin ortak noktası etnik toplulukların örgütlenmesi açısından ‚‘‘ÅŸartların elverdiÄŸi dönem‘‘ oluÅŸları.
Osmanlıda II. Abdülhamit iç ve dışarda meydana gelen olumsuz geliÅŸmeler nedeni ile katı bir yönetim uyguluyordu. Balkanlardaki çalkantıların yanı sıra Osmanlı Ekonomik sıkıntılar içindeydi. Borçlarını kapatabilmek için yabancıların (İngilizlerin) elindeki Osmanlı bankası ile anlaÅŸmalar imzalamıştı. Banka mali yardımlar karşılığında devletin bazı gelirlerini devralıyordu
İngiliz ve Fransızların kontrolünde bu maksatla kurulan Düyun-ı Umumîye İdaresi Osmanlı ülkesini âdeta bir sömürge hâline getirmiÅŸti. Bu durumdan kurtulmanın tek yolunun MeÅŸrutiyet olduÄŸunu savunan İttihatçılarında baskısı ile II.Abdülhamit Anayasayı tekrar yürürlüÄŸe koyarak II. MeÅŸrutiyeti ilan etti. 17 Aralık 1908 de Meclis yeniden açıldı.
İşte bu dönem örgütlenme açısından bir fırsat oldu.
İlerleyen yıllarda Osmanlı topraklarını kaybederek en son Kurtuluş savaşına kadar geldi.
Bu dönemde de, Avrupa BirliÄŸine dahil olma kapütülasyonu (gümrük birliÄŸine bakın) ile baÅŸlayan süreç, IMF nin reçeteleri ile henüz doÄŸmamış torunlarımızın dahi ödeyemeyeceÄŸi borçlanmayı bize kiÅŸi başına düÅŸen milli gelir diye yutturarak, bugün artık Amerikan askerlerinin henüz TBMM onayı olmaksızın Kürecikte konuÅŸlanmasına kadar varmıştır.
Derneklerde yapılan çalışmalardan haberdar olduklarımızda var olmadıklarımızda. Normal koÅŸullarda folklorik çalışmaların yanısıra, insanlar için elzem bilgilendirmelerin yapılması yok gibi. Yapılanlarsa AB-D projeleri gereÄŸi, beyin yıkama mahsülü.
ÖrneÄŸin, kanun hükmünde kararnamelerle çıkarılan imar yasası hakkında bir toplantı duyumu almadım hiçbir ilden. Ne Anadilde ne de Türkçe.
Oysa, özellikle Sakarya gibi Rant alanlarının tavan yaptığı bir bölgede bu kararnamelerin ağır sonuçlarına katlanacak olan pek çok insanımız var. Açılan yolların ve ucuza ev vaadinin aldatmacasında ayaklarınızın altından toprağınız, eviniz her an kayabilir. EÄŸer inÅŸaat sektörünün pay kapma yarışında deÄŸilseniz, burası size göre deÄŸil bakın cici evler yaptık ucuza haddinizi bilin ÅŸehir kıyıları size yeter denebilir. Abartmıyorum yaÅŸanıyor bu. Hele Afet bölgesi içindeyseniz, eviniz enkaz fiyatına elinizden alınır ve itiraz hakkınız yoktur.
YandaÅŸ medyada duyamayacağınız haberlerden biri ÅŸöyle, Aydında pek çok köylünün tapusu iptal edildi. Benim bildiÄŸim 7 köy var orada tapuları iptal edilen. NeymiÅŸ? Orası MERA STATÜSÜNDE İMİŞ ! Tapular yanlışlıkla verilmiÅŸ. Milletin 60 yıldır oturduÄŸu evi, sürdüÄŸü tarlası önemli deÄŸil. Tapusuda. Bu alel acele çıkarılan imar kanunları kat mülkiyeti dahi tanımıyabiliyor. Önemli deÄŸilmidir bizler için?
Veya, Ocakta yeni yıl kutlamalarının havaii fiÅŸekleri arasına bir Genel Sigorta kanunu sıkıştırıldı. Bir aylık süre tanınan bu kanundan acaba 18 yaşını bitirmiÅŸ kaç insanımız kazanmadıkları bir paranın sigorta masrafını ödemek zorunda kalacaklar? Bu konuda da bir duyum almadım derneklerimizden. Bunları konuÅŸan dernekler bölücükmü yapmış olurlar acaba?
Muhtarların iÅŸlevsizleÅŸtirilmesi üzerinden çok zaman geçti zaten. ÖzelleÅŸtirmelerle birlikte, çeÅŸitli genelgeleri taşıyan postacılara dönüÅŸtürüldüler yavaÅŸ yavaÅŸ.
Diaspora uzayda bir ülkemidir? Bu memleketin kanunlarının eriÅŸmediÄŸi?
Yoksa Diaspora Kafkasyanın ÅŸekillendirilmesi için yaratılmış bir stratejik piyon merkezi gibi birÅŸey midir?
Ermeni Diasporasına özenenler o zavallı Ermeni halkının ordan oraya nasıl sürüklendiÄŸine, Ermenistanın fukaralığına bir baksın önce. Ne Ermeniler nede diÄŸer etnik veya azınlıklar kimsenin umurunda deÄŸildir. Yaraları lazım olduÄŸu sürece kaşınır o kadar. Zaten böyle yapıldığı için sonunda tehcire uÄŸramışlardır. Masum halk siyasetin elinde periÅŸan olmuÅŸtur.
Osmanlı dönemini boÅŸa hatırlatmadım. GidiÅŸ iyi deÄŸildir.
‘‘…Talimatnamesinin birinci maddesine göre cemiyetin kuruluÅŸ amacı, “anayasa ve danışma usulünün ve meÅŸrutiyetin yürürlüÄŸünün devamı, Çerkezler’in eÄŸitim, ticaret ve tarım bakımından geliÅŸmelerinin saÄŸlanması ve herkesin güzel bulduÄŸu, yasalara uygun bulunan ulusal geleneklerin korunması gibi hayırlı gayelere hizmet etmek ve merkezi İstanbul’da olmak üzere Çerkez İttihad ve Teavün Cemiyeti adıyla bir dernek kurulmuÅŸtur.” ÅŸeklinde açıklanmıştır.
Açın bakın bu cümleleri bugünkü federasyonların tüzüklerindede okursunuz. Peki nolmuÅŸ onlara?
‘‘… Çerkez Teavün Cemiyeti’nin kuruluÅŸundaki önemli bir amaç da anayurt Kafkasya’nın bağımsız olmasıydı. Bağımsız Kafkasya demek, Osmanlı için kuzeyden gelmesi olaÄŸan saldırılara karşı geçilmez bir duvar demekti. Bu konuda daha aktif çalışılması gerektiÄŸinin farkına varan Çerkez aydınlar, Çerkez İttihat ve Teavün Cemiyeti’nin siyasi kolu olan Åžimali Kafkasya Cemiyeti’ni kurmuÅŸtur… Birinci Dünya Savaşı’nın baÅŸlaması ile cemiyetin yayın organı olan Äžuaze kapanmış, cemiyet üyelerinin büyük bir bölümü savaÅŸa katılmışlardır. Savaşın Kafkasya’nın bağımsızlığı açısından yararlı olabileceÄŸi düÅŸünüldüÄŸünden Çerkezler arasında katılım çok fazlaydı. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın yenilgisi üzerine İstanbul’a giren İngilizler, BeyoÄŸlu’ndaki Åžimali Kafkas Cemiyeti’ni kapatmıştır. ‘‘
Kim kapatmış Cemiyeti? ; İngilizler! Açılırken kim yardım etmiÅŸ? Osmanlıyı İdare eden İngilizler!
Ama aynı ingilizler İsmet PaÅŸa ile müzakerelerde nedense Çerkeslere azınlık statüsü istemiÅŸtir. Cemiyetlerini neden kapatmışlardı o zaman?
Anayasa Çalışmaları ile ilgili bilgilendirme toplantıları yapılıyor ve katılımcı olmaları öÄŸütleniyor derneklerimize STK lar olarak.
Hükümetler artık ebedi yönetimler olarak kutsandıda bu devran deÄŸiÅŸmeyecek diye bir vahiymi geldi ? Bizlerin etnik kökenlerinin farklı oluÅŸunun bizi daha da sorumlu yapması gereÄŸinden söz etmiÅŸtim. Fakat görülüyor ki, güçlü sanılanın peÅŸine takılmanın cazibesi, uzun vadeli sonuçları göremeyecek kadar aklı kilitlemiÅŸ.
Bugün anayasa çalışmalarına katılmak bizler açısından ne anlama gelir?
Bunu anlamak için süreci deÄŸerlendirmek gerekir herÅŸeyden önce.
Önce ÅŸunu belirtelim,
Siz Anayasada neyin yer almasını isterseniz isteyin orada yer alacak olan ÅŸey AKP nin Anayasasıdır. Çünkü, bugünkü koÅŸullarda mecliste yeterli oy çokluÄŸu mevcuttur. Ancak,
Yeni Anayasa yapılması için
hukuksal zorunluluk “asli kurucu iktidar” gücü ve meÅŸruiyeti gerektirmektedir.
Bu durumda bu meclis Anayasa yaparsa bu hukuki olmaz. Yani, katılımcı partiler, bununla bir hukuk suçu iÅŸliyor. Mutabakatın istenmesi, STK ların bu iÅŸin içine çekilmek istenmesinin nedeni budur. Yani, iÅŸlenen hukuk suçunun ortağı olmanızı istiyorki meÅŸruluk kazandırsın.
Öte yandan, mevcut seçim sistemi halkın gerçek iradesini meclise yansıtmıyor. Nasılmı? ;
1. Parti haksız olarak daha çok milletvekili çıkartıyor.
2. %10 barajı nedeniyle , baraj altında kalan oylar 1. Partiye gidiyor. Yani kendisini seçmeyenlerin oylarını alıyor.
3. İl kontenjanları nedeni ile doÄŸuda 10.000 oy bir milletvekili çıkartırken Batı’da 80.000 oy bir milletvekili çıkartıyor. Yani herkesin oyu eÅŸit deÄŸerde deÄŸil.
4. 2004 te geceyarısı çıkarılan bir yasayla, tabanın kontrolü yargıdan alındı. İçiÅŸleri bakanlığının yürütme organı oy pusulalarına esas bilgileri düzenliyor.
Yani, seçim güvenliÄŸi kontrolü kalmıyor.
İşin yasal zorunluluk gerektiren kısmını bu biçimde açtıktan sonra birde bu iktidarın ÅŸu veya bu biçimde gitmesi durumunda haklarında açılabilecek davalara bir bakalım.
Bu ülkenin BaÅŸbakanı, BOP Projesinin eÅŸbaÅŸkanıdır. AKP yi kapatma davasında inkar edilen bu gerçeÄŸi daha sonra kendisi kamuoyunda defalarca açıklamıştır. Bu Türkiyeninde bölünmesini gerektiren bir projedir.
Anayasaya aykırı olarak Özel Yetkili Mahkemeler kurmuÅŸtur. Anayasa suçu iÅŸlemektedir.
Yine Anayasaya aykırı olarak KHK ile CumhurbaÅŸkanlığının süresini 7 yıla çıkarmış olmasının anlamını Süheyl Batum ÅŸu ÅŸekilde dile getiriyor;
''Bunun anlamı, yarın her birimiz hakkında tereddüt olduÄŸunda veya açıkça yazmıyor diyerek, yasama veya yürütme organının, herhangi bir kararname, KHK, yasa yaparak bütün haklarımızı ortadan kaldırabileceÄŸi demek''
Åžimdi yetmez ama evetçilere yutturulan hapla, yeni bir destek arayışında 12 Eylül’ün yargılanması palavrasıda, Anayasanın delinmesidir. Halkın %90 nın onayladığı yasaya göre 12 Eylülü yapanlar yargılanamaz. SipariÅŸ verenler zaten patronları kimi yargılayacak?
İşin en acı yanı 12 Eylülde iÅŸkencelerde acılar içinde kıvrananların derin acıları üzerinden bu yapılmaktadır. 12 Eylülü yaptıran ABD emperyalizmi Gladyodur ve bu hükümet ABD nin görevlisidir! Ben söylemiyorum Busch da, ErdoÄŸanda söylüyor.
Daha fazla uzatmayacağım. Görmek isteyen gözler, duymak isteyen kulaklar için herÅŸey zaten ortada. Güçler dengesi bu hükümetin dilediÄŸi herÅŸeyi yapabileceÄŸi zannına kaptırıyorsa yanılıyorsunuz.
Bu gidiÅŸatın sonu gelecektir. İşte o zaman belki bir takım insanlarımızın yerleri, bir yerlerde hazır olabilir, ancak görünen odur ki, anavatandaki lüks hayata, Türkiye de fakirleÅŸen vatandaÅŸ için yer, bir varmış bir yokmuÅŸtur, diasporamız Türkiye de kalacaktır.
Halkımıza önerim, kendilerini suçlarına ortak etmek isteyenlere ‚‘‘Etnik kimliklerimiz üzerinden ellerinizi çekiniz! Demeleridir.
Saygıyla,