RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 29 Mayıs 2011, Pazar 06:22:54 tarihnde eklendi. 1043 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hatlat keskin ve ortadadır

ESEN ZAFER "BU ARADA, SIRA BİZE GELDİĞİNDE HAZIR OLMAK İÇİN, LÜTFEN SESİNİZİ DUYURUN!"
Hatlat keskin ve ortadadır 05/02/2011

Esen Zafer (Çyüpha)

HATLAR ARTIK KESKİN VE ORTADADIR.!

05/02/2011. Bu günlerde Mısır da yaşananları tezgahlayanların medya organları ile gene yalan yanlış bilgisizlendirilerek denetleniyoruz. Kaffed ‘’Çerkes dili Abhazca!’’ dedi ve yoluna, itirazlara rağmen devam ediyor. Birkaç karşı çıkış ve susuyoruz. Dün büyük ortadoğu ardından genişletilmiş ortadoğu projeleri kapsamında, dünya üzerinde planlanan değişiklikler uygulanıyor. Sıra bize geliyor.

Elimizden geldiğince, hatalarımızdan ders çıkarmaya çalışıyoruz. Yönetimlerin herkese eşit mesafede olabilecek, ticari çıkar ortaklıkları olmayan bağımsız kimselerden oluşmasını önerdik. Aksi takdirde, temsil edemeyeceklerini tersine, politik ve ticari çıkarların piyonları olacağımızı biliyoruz. Bunun en bariz örneği ‘’Çerkes dili Abhazca’’da kendisini gösteriyor. Çünkü bu bir dil sürçmesi değil, Emperyalist çevrelerin Türk hükümeti ile işbirliği halinde uygulamaya çalıştığı bir projenin emrivakiye getirilen kısmıdır. Daha önce bizlerin etnik bir topluluk olduğumuzu ve dernek yönetimlerinin ancak dernek üyelerini temsil edebileceğini belirtmemize rağmen, ne toplumla sıkı bağlar kuruluyor ne de toplumdan yükselen itirazlar dikkate alınıyor.

Darbeci bir zihniyetle adımıza resmi belgelere yalan bilgiler geçiriliyor. Tarihimizi de böyle yok etmiş çarpıtmışlardı. Gürcistanın Abhazlara yaptığı gibi.

Bir yandan ne yapılması gerektiğini düşünürken, öte yandan olan durumların tespit edilmesi gerekiyor.

Abhaz Federasyonunun Kuruluş aşamasında sert bir saldırı ile karşılaştık. Birkaç dostumuz konuya açıklık getirmeye çalıştı.  Sorun, etnik haklar ve Abhazya-Diaspora ilişkileri açısından irdelendi. Ardından gelen dönemde, kısmi örgütlenmeler sağlandı.

Ancak, ortak hedefte, farklı niyetlerle biraraya gelinmesi, içsel bütünlüğe baştan darbe vurarak, Abhazların kendilerini temsil etme oluşumunu zayıf düşürdü. Hatta bizler tutum beklerken Kaffed’in ekmeğine yağ sürüldü.

Her ne kadar, dernek çatısının siyasi bir parti örgütlenmesi olmadığı bilinse de, sivil toplum örgütlenmeleri politikanın bir ürünüdür, politiktir.

Abhazya’nın bağımsızlığını ilanı, büyük bir çoşku ile karşılandığında,  düşman  içten içe hazırlanan, ikinci üçüncü planları devreye soktu. İçte yuvalanmaya çalışan bazı STK larla  birlikte, dışta diaspora güçleri üzerininden çalışmalar derinleştirildi.

Gidişat karşısında rehavete kapılanları uyarırken  Abhazya Kafkasların Kalesidir! Demiştik. Belki yeterince açıklayamadık. Abhazyanın bu denli çirkin politikalarla inkar edilmesi, kuşatılmaya çalışılması boşa değildir. Hani, deniyor ya, Bosna tanınıyorda neden Abhazya tanınmasın.

Abhazya yı diğerlerinden ayıran bir özellik var. Eğer bu özelliği iyice kavramazsak, kendimize de, ezilen ve umut olduğumuz tüm halklara karşı da, bizlere candan destek veren Türkiyeli kardeşlerimize de, büyük bir ihanet içinde oluruz.

Dünya da bir tarafta tüm yardakçıları ile birlikte Sermaye+sermaye ,bunu Rockyfeller+Soros olarak ilan edebiliriz. Öte yanda ise, çeşitli sınıfsal katmanları ile insanlık vardır. Hatlar artık keskin ve ortadadır.

Bosna ve benzeri devletler, Emperyalizmin hesapları ile yapılan, yeni dünya düzeni, bölüşümünden ortaya çıkmıştır.

Bu paylaşımdan ortaya çıkan devletler ve devletçikler, zaten, önceden planlanarak, programlanarak, çatıştırılan, sınırları çizilen ve istenilen sonucun elde edildiği bağımlı devletlerdir. Bu nedenlede tanınmama gibi bir sorunları olamaz. 

Abhazya ise, yaptığı bağımsızlık çıkışıyla, emperyalizmin tekerine çomak sokmuş, oyun bozmuştur.  Toprakları, tarihi, dili ve insanları tarihin karanlıklarına gömülen bu insanlar bir avuç kalan sınırları ve insanlarına rağmen, dünya ya meydan okumuştur. Tıpkı 1800 lerde ve daha önce bilinen ve silinen tarihler boyunca yaptıkları gibi.

Tek dünya düzencilerinin plan ve programları ile değil, özgüvenle yükselttiği bağımsızlık ilanı , emperyalizmin kurduğu kuvvetler dengesinin zaferine, sanıldığından çok daha büyük bir darbe indirmiştir. Kardeş halkların, özgür ruhları bu nedenle koşarak saflarda yerlerini almışlardır.

Burada önemle altının çizilmesi gereken konu Abhazya kimse den özgürlük talep etmemiş, özgür olduğunu ilan etmiştir. Herkese hükmeden bu şımarıklar için kendilerinden özgürlük istenmemek, vesayetlerine girmemek, otoritelerine dinamit koymaktır. Çünkü emperyalizm artık sözüm ona silahlı veya silahsız, hak ve hukuk dağıtmak yoluyla hükmetmektedir.

Abhazyanın bağımsızlık kararını ilan ederek, attığı şamarın, bugünün dünyasında başka bir örneği yoktur. İşte tam da bu nedenle Abhazya emperyalizm tarafından cezalandırılmak istenmektedir.

Yok yerine koymanın, tanımamanın ve hatta bir saldırmazlık anlaşması dahi imzalatılmamasının nedeni budur. Eğer Abhazya başarıya ulaşır, kendine yeten bir devlet haline gelirse, bu başarı, diğer ezilen, biçimlendirilen halkların umudu olmasının ötesinde, emperyalistlerin denetlemediği isyanları tutuşturan fitili olacaktır.

Bu umudu tüketmenin biricik yolu Abhazya yı bağımlı hale getirmek ve Dünya halklarına ‘’sonunda burnunuzu sürteriz!’’mesajını vermekten geçer. Sonuç olarak, Abhazya bugün hala, Musanın Firavuna isyanıdır. Ya Abhazya ile suyun içinden birlikte geçeceğiz  ya Firavunla bir olup suda boğulacağız. Bunun ikinci bir şıkkı yok.

Abhazyanın konumunu bu şekilde tespit ettikten sonra, diaspora da yaşayan bizlerin konumunu ve önemini anlamak zorundayız.  Daha önceki yazılarımda eğer Diaspora kendi üzerine düşen görevi hakkıyla yaparsa Abhazyayı hiçbir ambargonun deviremiyeceği bir konuma getirebileceğini anlatmıştım.  Çünkü  Diaspora da sermaye birikimi de var, kalifiye (askeri,bilim,meslek her açıdan) insan kaynaklarıda , sadık ve çalışkan insanlarımız da var. Abhazyada ise yeraltı ve üstü zenginlik kaynakları ve en önemlisi suları var.

Bizlerin öncelikli sorunu üzerimizde oynanan oyunlar ve bu oyunları boşa çıkaracak, tutarlı bir önderliğin halen oturtulamamış olmasıdır.

Bu durum yalnızca, Abhazyanın geleceğini tehlikeye sokmuyor. Diaspora da yaşayan bizleri de,  büyük bir tehlikenin ve sorumluluğun ortasına atıyor. Bu tehlikenin boyutunu anlamak için kaç taraftan kuşatıldığımızı görmemiz gerekiyor. Bu da tek bir yazıda anlatılacak gibi değil. İlerki günlerde değişik yollardan nasıl kuşatıldığımızı gösteren projeleri anlatmaya çalışacağım.

Son günlerde  ancak konusu olan, ‘’Çerkeslerin dili olan Abhazca’’ gibi bir çıkışa karşı atılan adımların yeterli olduğu rehavetine asla düşmemeliyiz.

Bu tür söylemler, yapılan çalışmalardan zaten belli idi. Tabandan gelen bir protestoya kadar üzerine konuşulmadı, tavır konmadı. Oysa bu bir başlangıç değil. Bi çalışmanın olgunlaşmış hali . Daha önce kendi ‘’içimizdekilerden’’ söz ettik. Kimlerin ‘’taşaronluk’’ yaptıklarını yeterince dile getirmedik. 

Neden, Abhazyanın tanınması, gibi haklı bir talebin geçiştirildiğini, geri dönüş çalışmalarına ağırlık verilmediğini, Abhazların kendi örgütlenmelerini gerçekleştirmeleri gereğinin büyük bir düşmanlıkla karşılanıp, politikalarla susturulduklarını açıklamadık.  Ve herşeyden önce, kendi örgütlenmemizin nasıl olması gereği üzerine yeterli çalışmalar yapmadık. Gene birileri karar aldı ve uyguladı.

Kaça ve neye satıldığımızın faturasını ortaya koyamadık.

Bu satırın tansiyon yükseltici olduğunun farkındayım.  Akılları liberal gitgellerle bulanmış, yorgun demokratların, kırgın bir dille, vitrin süslediği köşe yazılarına, daha kırgın, daha aydın, daha aşkolsun cümleleri ekleyeceğini de varsayıyorum.  Bazılarının da aman dikkat! Provokasyon... öcülerine sarılacağını.    

Herşeye rağmen  bu tespitleri yapmamız gerekiyor ;

Duyarsızlar farkında değiller

Duyarlılar dikkatli değiller

İşbirlikçiler, işbirliği halinden dolayı, tavırsızmış tavrındalar

Taşaronlar, yasal olan yollardan, hibelerden ve ticari kazançlarının gereği olarak programlarını uzmanca ve hızla yürütüyorlar.

Kaça satıldığımız sorusuna, henüz tam bir rakkam vermek pek mümkün değil. Yüksel Holdingin Ticari defterlerine göz atamayız. Bizim wikileaks’imiz de yok. Ayrıca tarzımız da bu değil.

Belki, içimizden temiz karakterli bir takım insanlar  sahip oldukları bilgileri, zamanla açacaklardır.  O zamana kadar, ya suç+kar, ortaklığına devam edecekler  ya da zararın neresinden dönülse kardır diyecekler.

TC diasporasındaki  bizler  üzerinden hem Türkiye, hem de Kafkasya hesapları yapıldığına ısrarla dikkat çektik.  İktidar politikalarını benimseyenler için bunu kabullenmek zor.  Türkiyenin hatırına sesimizi yükseltmiyoruz diyenlerimizin artık
 
‘’ Türkiyenin hatırı nedir, ne olmalıdır’’ diye de sormasının zamanı geçiyor. Çünkü bu hatır Türkiyeden çok iktidar ve sermaye ortaklıklarının hatırını içeriyor.

Hedefine bağımsızlık şiarını koymamanın ne kendine, ne Türkiyeye, ne Abhazya ya nede kardeşlerimiz dediğimiz halklara bir hayrı olur.

Çünkü iktidarın izlediği politikalar emperyalizmin politikalarıdır.

Adımıza çalıştıklarını iddia edenler, geri dönüş çalışmaları yürütmüyor, Abhazya’nın tanınması için, gerekli adımları atmıyor, Türk ve Kafkas halkları kardeşlerimizle dayanışma göstermiyor. Tam tersine emperyalistlerin Kafkasya Planlarını uygulayarak , iktidar ile çıkar birliği yapıyorlar.

Bizler biliyoruz ki beyin yıkama metodları için insanları  laboratuvarlara sokmak,  tek tek uğraşmak gerekmiyor. Bunun için kullanılan medya var, STK lar var. Kendi içimizdeki yalancılar, gerçekleri tersine çeviren işbirlikçiler var. Bunun yapılması için yalnızca AB, ABD ve Rusya da  Stratejik düşünce merkezlerine, ajan kuruluşlarına, her yıl milyarlarca Euro – Dolar ödenmektedir. 

Eğer Kaffed’e sözcülük edenlerin bir çıkarları yoksa, neden AB Fonu tarafından

‘’Türkiye deki Çerkesler’’ adlı belgeseline 76 bin 243 Euro ,

‘’Birbirimizin zenginliğiyiz’’ projesine 61 bin 980 euro?

‘’Çerkesce Öğrenim Ders Kitabı, Alfabe Dizaynı ve İnteraktif Dil Öğretim Paketine  25942,32 Euro ödesinler?

Neden çocuklarımıza, kendi dillerinden önce AB fonlarına, Amerikan gençlik fonlarına, projeler yazma kursları yapıyorlar? Çocuklarımıza kendilerini sürgün çocuğu yapan devletlere avuç açmayı öğretiyorlar. Çok mu mücadele ettik bunun için? Sokaklara mı döküldük? İktidarı mı salladık. Hayır hiçbirşey yapmadık.

Başbakanlık danışmanlıklarından tutunda, ticari ortaklıklara kadar çıkar birliği olan, bir kaç adama, sizler bizim adımıza iş yapsınlar diye güven verdiniz.

Onlarında istediği buydu zaten. Kendi halklarını, kendi istedikleri yöne yönlendirmek. Kendi stratejilerinin piyonları yapmak.  Onların stratejistleri şu yukarıda verdiğim AB Fonu rakkamlarına gülerler.

Kaffed Yönetim Kurulunda görev yapanların hangi kuruluşlarda ticari ortaklıkları var biliyorsunuz. Bilmeyenler Yüksel Holding ve bağlı kuruluşlara bir göz atsın.

http://www.datasel.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=98&Itemid=178&lang=tr

Kaç insanımız bu holdinge bağlı şirketlerde çalışıyor? Lobi mi yapıyorlar bu insanlar? Bunun cevabı evet! Peki bizim çıkarlarımız için mi? Asla! Bunu yapamazlar.

Bunları açıklayacağız. Bu gün görünen ilişkileri, yarın ötekileri. Dernekleri temsil eden yönetimlerin asla , ticari ortaklıkları olan kişilerden oluşmaması gerektiğini anlamak için üzerinde duracağız.

Lobi çalışmaları altında , piyasada cirit atan Feto destekli Amerikan okullarından, AB destekli eğitimlere , siyaset gündemlerini belirlemek için milyarlarca Euro-Dolar destekli vakıf çatıları altında toparlanan çalıştaylara kadar, ahtapotun kolları gibi bizleri saran bu ilişkiler ve projeler zincirlerinde geniş bir yelpaze var.

Aralık ayında Cihan haber ajansı nın geçtiği bir haber bazı gazetelerde yayınlanıyor

AK Parti'li Çelik: Çerkezler Bu Vatanın Sahibi, Diaspora Kelimesini Kabul Etmiyorum!

Atılan başlık bu.

...Merkezi Kayseri'de bulunan haber sitesi www.kafkasdiasporasi.com, Kafkas kültürüne, tarihine, sosyal hayatına katkı sağlayan isimler arasında yaptığı yılın en iyileri anketinde 2010 yılının en iyi isimlerini belirledi. Büyük Samsun Oteli'nde bu yıl 4.'sü düzenlenen ödül törenine iş dünyası, sanat ve siyasetin tanınmış isimleri, yerel bürokratlar ile Çerkez derneklerinin üyeleri katıldı. ...'Kafkas Diasporası Özel Ödülü'ne layık görülen diğer bir isim ise Rusya Federasyonu'na bağlı Kabartay Balkar Özerk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Arsen Kanakov oldu. Kanarov'un ödülünü işadamı Cengiz Gül aldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik 'Yılın Siyasetçisi', ... Nahit Serbes 'Yılın İşadamı', Yeni Şafak Gazetesi'nden Hakan Albayrak 'Yılın Gazetecisi', Gülcan Altan 'Yılın Sanatçısı', Hulusi Üstün 'Yılın Kültür Adamı', Kayseri Birleşik Kafkasya Derneği 'Yılın Sivil Toplum Örgütü', Nart Ajans 'Yılın İletişim Kanalı', Kayseri Kafkasspor 'Yılın Takımı' ödülünün sahibi oldu.

Plaketini ve kalpağını Samsun Kafkas Derneği Başkanı Servet Yıldız'ın elinden alan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, ..., bununla ilgili şunları söyledi; 'Bir siyasetçi olarak diaspora kelimesini kabul etmiyorum. Çünkü sizler bu topraklarda 3 bin yıllık geçmişi bulunan, bu torakların korunmasında büyük mücadeleler veren bir toplumsunuz. Dolayısıyla bu anavatanın sahibisiniz. Kafkaslarla Türkiye bir bütündür. Kafkaslar olmadan Türkiye, Türkiye olmadan Kafkas tarihi ve coğrafyası eksik kalır. Onun için bizler bu topraklarda yabancı değiliz. Bu nedenle diaspora kelimesini kabul etmiyorum. Sitenin ismi www.kafkasdunyasi.com olmalıdır.' diye konuştu.
 
Gururlandınız mı? Ömer Çelik’in  bu sözlerini okuyup değerlendirdiniz mi? Hakkını arıyan işçiye biber gazı, ‚‘‘Çerkeslere!‘‘ ödül. Bize bir hayırlarını gördük mü bu adamların? Ne için bu ödüller? Kimlerin ödül aldıklarına baktınız mı?

Ömer Çelik bunu dile getirirken, bu Kafkasların nereleri kapsadığını söylemiyor. Bu asıl kapsama alanlarını, başka köşelerden  ve çeşitlemelerle okuyacağız. Ve Okudukça göreceksiniz ki Abhazya kuşatma altına alınmaktadır. Toplumsal taleplerimiz kuşatma altındadır. Birleştirme çabaları altında, Kafkas topraklarının sermayeye peşkeşi vardır. Kardeş halklar ile aralarına kama sokma projelerine vardır.

Şimdi Ömer Çelik’in kalpaklı tavsiyesini aklınızda tutun. Buradan başka bir projeye geçeceğiz. Benzeşmeleri görmeyi size bırakıyorum.

İnternational Alert.  Bu sivil kuruluşun bir amacı var. 2005 te savaş ticaretinden, barış ekonomisine geçiş çalışmaları yapmak üzere örgütlenmiş. 

3 Güney Kafkasya ülkesi Ermenistan, Azerbeycan ve Gürcistan + 3 tanınmayan etnik topluluklar, Abhazya, Güney Osetya, Nagorny-Karabağ ve +1 Türkiye.

Olmak üzere Sınırları Kaldırılmış Kafkasya.  Bölgede, Tiflis, Kutaisi, Tchinwal'de enstitüleri var. Sohum, Erivan, Gjumri, Baku, Nagorny-Karabağ ve İstanbul da şubeleri var. Hepsi kendi araştırma ve lobi çalışmalarını yürütüyorlar. Birbirleri ile deneyimlerini paylaşıyorlar. Herbiri kendi bölgesinde ve bölgelerarası toplantılar düzenliyor. Aralarındaki anlaşmazlıkları çözecek tek şey  ticari ortaklıklardır diyorlar.  Ortak ekonomik çıkarlar, işin içine girince sınır tanınmaz.

Felsefeleri ve çalışmaları bu. Kendi bölgelerinde ekonomik birlikler oluşturup, Uluslararası partnerlerle bağlantı kuruyorlar. Bu partnerler de kredi, sanayi, makinesi gibi yardımlar sağlıyor.Küçük işletme birlikleri ile çıkar ortaklıkları sağlayarak yapılan çalışma enerji yollarında istikrar çalışması.

Bu kuruluşun Sponsoru tarafların yaptıkları çalışmalardan elde edilen kazançların her tarafa akmasını sağlayarak barış ve güven ortamı yaratmaya çalışıyormuş.  Örneğin Kafkasya da Çay üreticileri birliği, Kadın ekonomi birliği , Şarap üreticileri gibi.)Sergiler, Fuarlarla bir araya geliyorlar. Ortak bir marka oluşumuna çalışıyor, Kafkas Peyniri, Kafkas Çayı vb. Gibi.

Kulağa hoş gelen bu çalışma da sınırlar, ülke isimleri gibi ortadan kalkıyor. Kafkas çayı içerken Gürcü çayı içiyor olabilirsiniz. . Abhazca konuşurken, Çerkes olabileceğiniz gibi.  Veya Abhazyada çay üretiminden milli gelir yerine, Gürcistanla anlaşmak zorunda kalabilirsiniz.

Kendi sınırlarını sımsıkı kapatan emperyalistler,  bölge için ‘’aman ulus mulus çıkarmayın başımıza’’ diyor. Bu işin kitabını yazanlar da, finansörleride ; İngiltere ve Almanya.

İstikrar projesi çerçevesinde Alman Teknik İşbirliği Kurumu ve  İngiltere çatışmayı önleme birliği. Her ikiside devletleri tarafından finanse ediliyor. Aşağıda ki harita onlara ait.

(Teknik sorunlar nedeni ile haritayı yayınlayamıyoruz http://www.caucasusbusiness.net/?q=content/about-us sitesinden görebilirsiniz. Abhazyam.com)

Şimdilik Türkiye’ye yüklenen Çürümüş Osmanlı rolünün üzerinden dönen, Kafkasya projelerinden birini, gördük. Bu projede +1 Türkiye formülü bundandır. Yazımız uzun oluyor. Bu nedenle şimdilik burada bırakıyoruz. Gelecek sefere Türkiye’de demokrasi hareketleri yükselmeye başladığında karşısına çıkarılan, sözümona ‘’ortak akıl hareketinin’’ sloganı ile kendi akıllarını bize mal etmeye çalışan  Kaffed’in aldığı kararları inceleyeceğiz. 

Bu arada, sıra bize geldiğinde hazır olmak için, lütfen sesinizi duyurun!

Saygıyla,

Kaynak: habsuvob@gmail.com Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Esen Zafer Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.