RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 09 Haziran 2026, Salı 19:18:51 tarihnde eklendi. 22 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KADK’den Türk Dışişlerine Kınama!

KAFKAS – ABHAZYA DAYANIŞMA KOMİTESİ, BM’DE GÜRCİSTAN’NIN LEHİNE ABHAZYA VE GÜNEY OSETYA ALEYHİNE ALINAN KARARA EVET OYU VEREN TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİNİ KINADI!
KADK’den Türk Dışişlerine Kınama!

 09/06/2026. Antalya. 09 Haziran 2026. Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi. Fatih Atan. (Atanba - Тванба). BM Genel Kurulu'nun 4 Haziran 2026 tarihinde düzenlenen 80. Oturumunda kabul edilen Abhazya ve Güney Osetya'dan gelen mültecilerle ilgili son derece de taraflı bir karar yayınlandı. Abhazyam.com olarak bizler, Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının BM kararını kınama yazısını sizlerle buluştırduk. (Bknz:  https://www.abhazyam.com/haber/7584/turkiye-bmde-gurcistanin-yaninda.html

Kafkas – Abhazya Komitesi (KADK) Başkanı Erdeşan Kobaş (Bganba) tarafından BM 80. oturumunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından verilen olumlu oy nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a bu kararı kınayan bir bildiri gönderildi.

Abhazyam.com olarak bu kınama bildirisini sizlerle buluşturuyoruz.

*****  

Türkiye'nin son BM Genel Kurulu oylamasında, Abhazya'daki savaştan kaçan Gürcü nüfusu tek taraflı bir yaklaşımla ele alan tasarıya “evet” oyu vermesi, Kafkasya’nın tarihsel dinamikleri ve iç kamuoyumuzun hassasiyetleri açısından ciddi bir çelişki doğurmuştur. Komitemiz, bu kararın ardından bölgedeki insani gerçekleri ve bizlerin bu tek taraflı yaklaşıma tepkisini içeren bir yazıyı T.C. Dışişleri Bakanlığı’na iletmiştir.

“Sayın Hakan FİDAN

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı

 Türkiye Cumhuriyeti, Abhazya-Gürcistan politikasında uzun yıllardır Gürcistan odaklı bir çizgi izlemektedir.

1992 yılında Gürcistan’ın Abhazya'ya saldırısıyla başlayan savaş, her savaş gibi mülteci üretmiş; Abhazya'daki Rum, Rus, Yahudi, Gürcü vs. etnik gruplar kendi anavatanlarına gitmişlerdir. Diğer etnik gruplardan hiçbir zaman bahsetmeyen BM'nin Gürcü yerleşimcilerin Abhazya'ya geri dönüşüne ilişkin defalarca aldığı kararlarda ve bunların sonuncusunda Türkiye’nin "evet" oyu kullanması konunun tarihsel derinliği ve sahada yaşanan insani gerçeklikler göz önüne alındığın-da, kendi vatandaşı olan Abhaz diasporasında derin bir hayal kırıklığı ve diplomatik bir çelişki algısı yaratmaktadır.

Tarihsel sürece bakıldığında, mülteci krizinin kökenleri sadece Abhazya-Gürcistan çatışmasından ibaret değildir. 1992 yılında Gürcistan iç siyasetinde yaşanan Zviad Gamsahurdia ve Eduard Şevardnadze arasındaki iktidar mücadelesi, Abhazya'da yaşayan Gürcü nüfusunun kaderini doğrudan etkilemiştir. Dönemin Abhazya Gürcülerinin önemli bir kısmının Gamsahurdia yanlısı bir tutum sergilemesi, onları Tiflis merkezli paramiliter Gürcü çetelerinin doğrudan hedefi haline getirmiş ve onları Gürcistan içlerine kaçmaya zorlamıştır.

Buna karşın Abhazya yönetimi, insani bir sorumluluk üstlenerek 1999 yılında Gürcü sığınmacıların geri dönüşünü resmen kabul etmiştir. Bu doğrultuda yaklaşık 40 ila 50 bin arasındaki Gürcü nüfusunun evlerine dönmesi sağlanmış; ancak bu insani süreç, geri dönüşlerin kendi siyasi pozisyonunu zayıflatacağını öngören Gürcistan hükümetinin tek taraflı müdahaleleriyle durdurulmuştur.

Tarihin bu kesitini görmezden gelerek mülteci krizini tek taraflı bir sorumluluk gibi sunan BM kararlarına Türkiye'nin koşulsuz destek vermesi, Ankara'nın bölgedeki tarihsel dinamikleri okumakta dengeli bir perspektiften uzaklaştığı izlenimini doğurmaktadır.

Daha da önemlisi, Türkiye'nin attığı bu tek taraflı adımlar, kendi sınırları içerisinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kalabalık Abhaz diasporasının rencide olmasına neden olmaktadır.

Türkiye, kendi vatandaşlarının Abhazya’ya seyahat ederken karşılaştığı doğrudan ulaşım engelleri, ambargolar ve pasaport kısıtlamaları gibi temel insani ve lojistik sorunları çözmek adına somut bir irade göstermezken; diğer tarafta Gürcistan’a devasa siyasi, ekonomik, askeri ve lojistik yardımlar sunmaya devam etmektedir. Tiflis yönetimine verilen bu asimetrik destek ile Abhazya’nın insani ihtiyaçlarına karşı takınılan mutlak ilgisizlik arasındaki tezat, diaspora nezdinde haklı bir "ayrımcılık" serzenişine yol açmaktadır.

Son dönem Türk dış politikası, bölgesel normalleşme vizyonu kapsamında, on yıllardır diplomatik kriz yaşadığı Ermenistan ile bile yapıcı bir barış ve diyalog süreci yürütmektedir.

En zorlu tarihi bagajlara sahip ülkelerle dahi köprüler kurabilen Türkiye’nin, sıra kendi vatandaşlarının can bağıyla bağlı olduğu Abhazya’ya geldiğinde bu denli katı, diyalogsuz ve izole edici bir tutum sergilemesi rasyonel bir dış politika mantığıyla açıklanmakta zorlanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bizler, Ankara’nın bu tek taraflı ve denge gözetmeyen yaklaşımını anlamlandırmakta güçlük çekmekte ve çok yönlü Türk diplomasisinin Abhazya konusunda da artık daha adil, kapsayıcı ve diasporanın sesini duyan bir vizyona evrilmesini beklemektedir.

Saygılarımızla.

Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi Adına Başkan

Erdeşan KOBAŞ-BGANBA

İstanbul – TÜRKİYE”

www.abhazyam.com


ETİKETLER :
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.