RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 07 Haziran 2026, Pazar 21:30:57 tarihnde eklendi. 313 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye, BM’de Gürcistan’ın Yanında!

ABHAZYA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI “BM GENEL KURULU’NDA ALINAN ABHAZYA VE GÜNEY OSETYA MÜLTECİLERİ HAKKINDA ALINAN KARAR UYGULANAMAZ!”
Türkiye, BM’de Gürcistan’ın Yanında!

07/06/2026. Suhum. 05 Haziran 2026. Apsnypress. Çeviri: Fatih Atan. (Atanba - Тванба).  Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından, BM Genel Kurulunda alınan Abhazya ve Güney Osetya Mültecileri hakkında genel kurul kararı “BM Genel Kurulu'nun 4 Haziran 2026 tarihinde düzenlenen 80. Oturumunda kabul edilen Abhazya ve Güney Osetya'dan gelen mültecilerle ilgili son derece de taraflı bir karar, insan haklarına yönelik gerçek kaygılardan tamamen uzak, tam anlamıyla siyasi bir jest konumundadır. Bu karar, Gürcistan gündemini yapay olarak gündemde tutmak için her türlü yolu deneyen Batı'nın koordineli baskısının sonucudur” değerlendirmesinde bulunuldu.  

Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Abhaz tarafının görüşü dikkate alınmadan kabul edilen kararı tamamen uygulanamaz olarak nitelendirdi.

(Not: Alınan karar, Abhazya ve Güney Osetya Mülkecileri hakkında alınan genel kurur kararı hakkındaydı (belge A/80/L.73) ve içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu 107 üye ülke lehte, 8 üye ülke aleyhte (Belarus, Burundi, Küba, Kuzey Kore, Ekvator Ginesi, Nikaragua, Rusya Federasyonu ve Sudan) oyla kabul edildi; 55 üye ülke çekimser oy kullanıldı, 22 üye ülke katılmadı. Kaynak: https://press.un.org/en/2026/ga12763.doc.htm - Abhazyam.com)

Dışişleri Bakanlığı'nın yorumunun tam metnini Apsnypress okurlarına sunuyoruz.

****

“4 Haziran 2026'da BM Genel Kurulu'nun 80. oturumunda kabul edilen Abhazya ve Güney Osetya'dan gelen mültecilerle ilgili son derece taraflı olan karar, insan haklarına dair gerçek kaygılardan tamamen uzak, tam anlamıyla siyasi bir jest konumundadır. Bu, Gürcistan konusunu yapay olarak gündemde tutmak için her türlü yolu deneyen Batı'nın koordineli baskısının bir sonucudur.

Bu kararın, belgeyi herhangi bir pratik anlamdan tamamen yoksun bırakan en büyük kusuru, tam anlamıyla tek taraflı olmasıdır. Görümeler süreci bir kez daha son derece ayrımcı bir senaryoyu göstermiş oldu: Abhazya Cumhuriyeti geleneksel olarak BM Genel Kurulu'nda dinlenmedi. Uzun yıllar boyunca Abhazya Cumhuriyeti'nin pozisyonu inatla görmezden gelindi, sesini duyurma, objektif bilgi sunma ve BM kürsüsünden gelen iftiralara karşı kendini savunma fırsatından mahrum bırakıldı. Bu koşullar altında, oluşturulan yıllık toplantı, Gürcistan tarafınca sahnelenmiş bir monoloğa dönüşüyor; burada tartışılan konu, Abhazya Cumhuriyeti'nde güvenlik ve hukuk düzenini fiilen sağlayanlar, varolan konumlarından yapay olarak izole ediliyolarr.

Genel Kurul oylama sonuçları, “insani bir atılım”ın kanıtı olarak değil, Batı'nın gelişmekte olan ülkeler üzerinde uyguladığı sert perde arkası baskısının doğrudan bir sonucu olarak görülmelidir. Küresel jeopolitik çıkmazın ortasında, Washington ve Brüksel, mali yardımdan siyasi şantaja kadar tüm kaldıraç cephaneliğini kullanarak, karar tasarısına ortak sponsor olan ülke sayısını 68'e çıkardı ve en savunmasız ülkeleri lehte oy kullanmaya veya çekimser kalmaya zorladı. Genel Kurul'da karar tasarısına ortak sponsorların eş zamanlı konuşmaları açıkça koordine edilmişti ve tek amacı Abhazya Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında “küresel izolasyon” yanılsamasını yaratmaktı.

Özellikle, New York'taki perde arkası çalışmalar, Gürcistan'ın kendi içindeki son siyasi çatışma turuyla aynı zamana denk geldi. BM Genel Kurulu oturumunun arifesinde, muhalefetteki Birleşik Ulusal Hareket (BKM) partisi, “Abhazya'yı Hatırlayın” sloganıyla büyük ölçekli bir popülist kampanya başlattı ve sözde “on girişim” paketini (bunlar arasında “Evim” adlı sanal mülk kayıt projeleri, sürgündeki hükümet organlarının simülasyonlarının oluşturulması vb.) sunumunda bulundu. Muhalefet açıkça “Abhazya sorununun uluslararası gündemden kaybolduğunu” dile getirdi. Gürcistan'ın Batılı koruyucuları, bu korkuları etkisiz hale getirmek ve “sarsılmaz uluslararası destek” varlığını göstermek için BM'de azami diplomatik kaynakları seferber ederek, Gürcistan'ın taleplerine olan ilgiyi yapay olarak canlandırmaya çalıştılar.

Hem Gürcistan Dışişleri Bakanlığı hem de Gürcistan'ın BM Daimi Temsilcisi David Bakradze tarafından, karar sonrasında anında yayınlanan zafer dolu açıklamalar, tamamen beyan niteliğinde olup iç siyasi hedefleri takip etmektedir. Bu karar, İktidardaki Gürcü Rüyası partisi için, varolan 107 oy eşiğini yapay olarak korumak, sadece bir temenni ve kamuoyunu “barışçıl yeniden entegrasyon” stratejisinin sözde başarısına ikna etme girişiminden başka bir şey değildir.

Ancak, Gürcistan ve Batılı destekçileri 2026 oylamasını bir başarı olarak sunsa da, pratikte bu karar tamamen uygulanamaz durumdadır. Abhazya Cumhuriyeti'nin katılımı olmadan kabul edilen sanal BM Misyonu projeleri veya yıllık BM Sekreterliği derlemeleri, mevcut siyasi ve hukuki gerçekleri değiştirebilecek kapasitede değildir. Abhaz halkının iradesiyle Sovyet ve uluslararası hukuka uygun olarak yeniden tesis edilen Abhazya Cumhuriyeti'nin egemen statüsü, bugün Rusya Federasyonu ile yapılan ikili anlaşmalarla güvenilir bir şekilde güvence altına alınmıştır. Gürcistan'ın bunu “işgal” olarak yorumlama girişimleri, 1992-1993 yıllarında ki silahlı saldırganlığını serbest bırakma konusundaki kendi tarihsel sorumluluğunu maskelemek için tasarlanmış bir propaganda klişesinden başka bir şey değildir.

BM’de ki Gürcistan Ulusal Hareketi temsilcilerinin “Abhazya'dan zorla yerinden edilmiş vatandaşlarımızın” otuz yıldır son derece kötü sosyoekonomik koşullar altında hayatta kalmaya zorlandığı yönündeki açıklamaları, Gürcistan devlet politikasının gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Gürcistan, kendi nüfusunu kasıtlı olarak yoksulluğa mahkum etmekte, onları yalnızca insanî bir siyasi kalkan ve seçim kaynağı olarak kullanmaktadır. Gürcistan devleti, otuz yıldır “vatandaşları” diye adlandırdığı kişilere yardım etmekte yetersiz kaldıysa, tüm bu kararların değeri nedir?

“Etnik temizlik ve soykırım” suçlamaları ve manipülatif bilgilerin sistematik olarak yayılması, Gürcistan'ın suçu saldırgandan mağdura kaydırma girişimlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Gürcistan nüfusunun Abhazya Cumhuriyeti topraklarıyla “doğuştan gelen bir bağı” olduğu iddiaları temelsizdir. Bu olay, Kartvel alt etnik gruplarının Abhaz topraklarına kitlesel olarak yerleştirilmesi, kasıtlı bir sömürgeleştirmenin sonucuydu: önce 19. yüzyılın ikinci yarısındaki göç dalgalarının bir parçası olarak, ardından da Stalin-Beria döneminde Abhazya'nın demografik dengesini suni olarak değiştiren Abhazya’ya Göçmen Yerleştirme ve İnşaat Kurumu) «Абхазпереселенстрой»  programı sırasında yaşama geçirildi.

Gürcistan'ın yıkıcı tutumuna rağmen, Abhazya Cumhuriyeti defalarca iyi niyet göstermiştir. Mart 1999 gibi erken bir tarihte, Suhum tek taraflı olarak Gürcistan saldırganlığının kurbanı olan mültecilerin Abhazya Cumhuriyeti'nin Gali Bölgesi'ne geri dönüş sürecini başlattı. Ancak bu insani girişim, Gürcistan tarafı tarafından kasıtlı olarak engellendi ve bu mülteciler siyasi baskı aracı olarak kullanıldı. Gal sakinleri korkutuldu, belgelerine el konuldu ve Abhazya Cumhuriyeti Hükümet Komisyonu üyelerine karşı sabotaj ve terör saldırıları düzenlendi. Bu tür provokasyonlar sonucunda, uluslararası yetki altında Abhazya Cumhuriyeti'nde konuşlanmış 117 barış gücü askeri öldürüldü.

Bununla birlikte, on binlerce etnik Gürcü, Abhazya Cumhuriyeti topraklarına gönüllü olarak geri döndü ve kendilerine yönelik her türlü ayrımcılık iddiasını tamamen reddetti. Dahası, Gürcistan tarafının yayınladığı mülteci istatistikleri bir dizi soru işaretini gündeme getiriyor. Mevcut verilere göre, bu kişilerin en az üçte biri uzun zaman önce üçüncü ülkelerin vatandaşlığını edinmiş durumda. Gürcistan yasalarına ve uluslararası hukuka göre, başka bir devletin vatandaşlığını gönüllü olarak edinmek veya orada kalıcı olarak yerleşmek, mülteci statüsünü otomatik olarak sona erdirir. Abhazya'nın çok uluslu halkına karşı askeri operasyonlara katılan ve savaş suçları işleyen kişilerin uluslararası standartlara göre mülteci olarak nitelendirilmediği ve mülteci statüsünden mahrum bırakıldığı vurgulanmalıdır.

BM'nin “Abhazya Yüksek Konseyi seçimleri”, “Evim” mülk kayıt programı ve Tiflis'teki sözde Suhum Üniversitesi'nin finansmanı ile ilgili girişimleri tamamen sanal niteliktedir ve gerçeklikle hiçbir ilgisi yoktur. Abhazya Cumhuriyeti Anayasası ve ulusal mevzuatı, Abhazya Cumhuriyeti genelinde tek yetkili mercidir. Gürcistan'ın Abhazya toprakları için bir tür “sertifika” verme girişimleri, hukuki bir saçmalıktan başka bir şey değildir.

Uluslararası uygulamada, yıkımdan sorumluluk her zaman saldırganlık eylemini gerçekleştiren tarafa yüklenir. 14 Ağustos 1992'de Abhazya topraklarını haince işgal eden ve ölüm ve yıkım getiren taraf, Gürcistan Devlet Konseyi birlikleriydi. Bu doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Askeri saldırının organizatörleri ve mevcut takipçileri, barışçıl yaşamın yıkımından ne zaman sorumlu tutulacak ve Abhazya Cumhuriyeti'nin çok uluslu halkına verilen muazzam maddi zararı ne zaman tazmin edecekler?

Gürcistan siyasi sınıfı, otuz yıllık mülteci sorununu oybirliğiyle seçim aracı ve insan kalkanı olarak kullanmaya devam ediyor. Gürcistan için tek geçerli yol, New York'ta taraflı belgeleri onaylamak değil, mevcut siyasi ve hukuki gerçekleri kabul etmek ve Abhazya Cumhuriyeti'ne karşı askeri güç kullanılmaması konusunda yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma imzalamaktır.”

Kaynak: https://www.apsnypress.info/ru/home/novosti/item/20719-mid-abkhazii-rezolyutsiya-genassamblei-oon-po-bezhentsam-iz-abkhazii-i-yuzhnoj-osetii-absolyutno-nezhiznesposobna

www.abhazyam.com


ETİKETLER :
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.