RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 29 Ekim 2020, Perşembe 15:22:56 tarihnde eklendi. 3085 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kafkasya Satrancında Son Gelişmeler!

STANİSLAV TARASOV “PUTİN VE TRUMP, ERDOĞAN İLE ALİYEV’İ KARABAĞ GÖRÜŞMELERİNDE MASAYA OTURTUYOR!”
Kafkasya Satrancında Son Gelişmeler!
29/10/2020. Moskova. 29 Ekim 2020. REGNUM. Stanislav TARASOV. Resim: İvan Shilov. Çeviri: Fatih Atan (A’tanba - Тванба). AGİT Minsk Grubu'nun eş başkanlık görevini yürüten ülkelerden, ABD ve Rusya, Karabağ sorununda ortak olarak hareket ediyorlar. Bunun sonucu olarak, Türkiye, Dağlık Karabağ’da varolan askeri harekat üzerindeki kontrolünü kaybedebilir. Bu koşullarda Aliyev için en iyi seçenek müzakerelere geri dönmek ve anlaşmazlığı çözmek için gündemde ki temel ilkeleri yeniden canlandırmaktır.
 
Bugün Cenevre'de Ermenistan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanları AGİT Minsk Grubu ile anlaşmaların gerçekleştirilmesi ve Dağlık Karabağ'daki çatışmanın çözümüne yönelik tedbirlerin uygulanması konusunda görüşecekler. Ama her şeyden önce elbette insani nedenlerle yapılacak olan ateşkesten söz edilecek.
 
Böyle bir anlaşmaya varmak için daha önce gerçekleştirilen üç girişim başarısız oldu. 10 Ekim'de Rusya'nın arabuluculuğuyla, savaş esirleri ile ölülerin cenazelerinin takas edilmesi amacıyla ilk ateşkes anlaşmasına varıldı. Ardından bu anlaşma ihlal edildi. Aynı kader, bir hafta sonra 17 Ekim'de ikinci kez Rus diplomasisi tarafından gerçekleştirilen barış anlaşması girişiminin de başına geldi. Üçüncü ateşkes anlaşması ise ABD üzerinden müzakere edildi ve 26 Ekim'de yürürlüğe girecekti. Ancak burada da taraflar anlaşmanın, ihlal edilmesi ile ilgili olarak karşılıklı iddialarda bulundular. Aynı zamanda, Bakü ve Erivan birbirlerini sadece sınır çizgisinde karşılıklı top atışlarında bulunmakla ve ateşkese uymamakla suçlamakla kalmadılar, aynı zamanda diplomatik diyaloğu geliştirme şansı bırakmayan açıklamalarda bulundular, ancak Ermeni tarafı uzlaşma seçeneklerini uygulanması olasılıkları hakkında olumlu görüşlerde bulundu. Aynı zamanda Başbakan Nikol Paşinyan, “Ermenistan'ın acı verici uzlaşmalara bile hazır olduğunu, ancak Artsakh'ın (Dağlık Karabağ - ST) teslim olmasına hazır olmadığının” vurgulamasında bulundu.
 
Bakü başta olmak üzere, müzakerelerin sürdürülmesini zorlayan, yeni önemli noktalar ortaya çıktı. Washington anlaşmalarının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile telefon görüşmeleri yaptı. Mevcut bilgilere göre, Pompeo sadece iki ülkenin liderlerini düşmanlıkları sona erdirme ve Minsk Grubu eşbaşkanlarının himayesinde Dağlık Karabağ sorununa diplomatik bir çözüm bulma yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunmadı. O, 10 Ekim'de Moskova'da imzalanan ateşkes anlaşmasının tam anlamıyla uygulanmasının önemini vurguladı ve 17 Ekim'de Paris'te yaptığı açıklamada da, ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 1 Ekim'de yapmış oldukları ortak açıklamaya yeniden vurguda bulundu. ABD Dışişleri Bakanı, çatışan taraflar belirtilen önerileri reddederlerse, Kosova senaryosuna benzer, başka olayların gelişebileceğini açıkça belirtti.
 
Bununla birlikte ayrıca, Donald Trump devlet başkanlığı seçimini kaybetse bile, Bakü, tüm Dağlık Karabağ'ı kendi kontrolü altına alarak maksimum programını gerçekleştirme olanağına sahip bulunmuyor. Bu, ABD başkan adayı Joe Biden'in ifadesiyle de kanıtlanmış oluyor. Biden, Devlet Başkanlığını kazanması durumunda, “Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye liderlerini gerilimi derhal azaltmaları ve Azerbaycan birliklerinin Dağlık Karabağ topraklarının derinliklerine ilerlemesini durdurma sürecine doğrudan müdahale edeceğini” ve “Avrupalı ortakları ile birlikte, düşmanlıkları sona erdirmek için diplomatik çabalarda başı çekeceğini” vaat ediyor. ... Ve bu durumda, Washington'un çatışmanın çözümünde “diplomatik liderliği” bir biçimde Kosova senaryosuna doğru götürüyor. Türk basın organlarına göre, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde “Karabağ'daki krizi birlikte çözmeyi önerdiğinde”, yani AGİT Minsk Grubu'nu baypas ederken, tam da bu gelişme, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da kırmaya çalıştığı yaklaşımla uyumda bulunuyor.
 
Erdoğan parlamentoda yaptığı konuşmada, “Putin ile görüştük, Karabağ'ı ayrıntılı olarak değerlendirdik. Bizler dedik ki: her şeyi, Kafkasya'da sonuçlandıralım. İstenirse, birlikte adımlar atacağız, taraflarla görüşeceğiz” dedi. Bununla birlikte, Kremlin basın servisine göre Putin, yalnızca Dağlık Karabağ çatışma bölgesindeki askeri eylemlerle ilgili endişelerini değil, aynı zamanda Erdoğan'ın inkar etmeye cesaret edemediği “Orta Doğulu teröristlerin çatışmalara giderek daha büyük ölçekte karışması” konusunda endişelerini dile getirmesine, yanıt olarak Ermenistan'ın cephede Kürdistan İşçi Partisi'nden “militanlar” kullandığı iddia ediliyor. Sonuç olarak Erdoğan ve Aliyev, Karabağ savaşını dünya toplumunun buna uygun siyasi tavrı ile uluslararası terörizme karşı bir operasyona dönüştürme olasılığı ile karşı karşıya kaldılar. Buna artı olarak - Rus ordusu, Ankara'nın da desteklemiş olduğu İdlib'deki cihatçı grupların askeri üssüne saldırdı. Pek çok Amerikalı ve Türk uzman, Türkiye'nin Azerbaycan'a çok yönlü destek sağladığı İdlib ve Dağlık Karabağ'daki olaylar arasında bir ilişki olduğuna dikkat çekiyor.
 
Sonuç olarak Erdoğan, ABD ve Rusya'nın Karabağ yönünde fikir birliği ortakları olarak hareket ettiğini görünce ara vermeye karar verdi. Ankara için her şey, Dağlık Karabağ'daki askeri harekat üzerindeki kontrolünü kaybedeceği gerçeğine dönüşebilir. Dahası, Türk-Azerbaycan saldırısı nihayetinde sonuçsuz bir kanlı savaşa dönüşüyor. Bu koşullarda Bakü için en doğru seçenek müzakerelere geri dönmek ve anlaşmazlığı çözmek için temel ilkeleri yeniden canlandırmak olacaktır. Aslında şu anda olanlar bu biçimde gelişme gösteriyor. Aliyev, Interfax ile yaptığı röportajda kelimenin tam anlamıyla şunları söyledi: “Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları arasında müzakerelerin Cenevre'de yapılacağını biliyorsunuz ve orada Ermeni tarafının temel ilkelere ne kadar bağlı olduğunu göreceğiz. Ve bundan sonra, şu anda ne kadar istekli olduklarına dair değerlendirmemizi belirteceğiz, ancak bu ay boyunca defalarca Azerbaycan'ın bir bütün olduğunu belirtsek de, elbette, orada, bize uymayan bazı gelişmeler olduğunu genel olarak kabul ediyoruz” dedi. , 
 
Resmi bir bakış açısına göre Bakü ve Erivan, uzun yıllardır Madrid ilkelerini müzakere sürecinin temel yapısı olarak gördüler. Bu, her şeyin savaş öncesi orijinal konumuna geri döndüğü anlamına geliyor – işgal altındaki bölgelerin kurtarılması ve Dağlık Karabağ'ın statüsünün belirlenmesi. Aliyev böyle bir kombinasyondan memnun olabilir, çünkü işgal altında ki bölgelerin kurtarılması “Karabağ savaşında Ermenistan'a karşı bir askeri zafer” olarak nitelendirilebilir, ancak bu yetkin diplomasi yoluyla ve savaş olmadan da elde edilebilirdi. Her ne olursa olsun, bu durum, Cenevre'de Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları arasında yapılacak görüşmelerin en azından cephede gerçek bir ateşkes rejiminin kurulmasına yol açma şansı veriyor ki şimdi asıl sorun olan da budur, daha sonra ise karmaşık ama barışçıl bir siyasi sürece geçişle birlikte. - ana hatlarını ve sonuçlarını şu anda tahmin edemediğimiz diplomatik süreç başlıyor.
 
Ve daha ötesi. Her zaman olduğu gibi, Atlantik Konseyi'nin bilgili kıdemli bir üyesi olan, ABD'nin eski Azerbaycan Büyükelçisi ve Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Bryza şunları söyledi: “Dağlık Karabağ sorununun mevcut askeri aşaması önümüzdeki birkaç hafta içinde bitmelidir ve Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ'ı çevreleyen yedi ilçesinin önemli bir bölümünü potansiyel olarak geri alabilir. Bu aşamada, Washington'un uğraşacağı en acil sorunlar şunlar olmalıdır: (1) Dağlık Karabağ'da yaşayan etnik Ermenilerin güvenliği; ve (2) Dağlık Karabağ'ın hukuki statüsü, ülke içinde yerinden edilmiş Azerilerin geri dönüşü ve (gelecekteki) Azeriler ile (mevcut) Ermeni sakinlerinin barış içinde bir arada yaşaması da dahil olmak üzere geleceğine ilişkin siyasi görüşmeler.” 
 
Ancak Bryza, Washington'a “Minsk Grubu'nun eşbaşkanları olan Rusya, Amerika Birleşik Devletleri ya da, Fransa'dan askeri birlikler sağlanmadan, AGİT'in himayesi altında çok uluslu bir barışı koruma gücünün yaratılmasına öncülük etme” çağrısında bulundu. Tüm bunların ne olacağını ve Cenevre'deki görüşmelerin nasıl sona ereceğini görmek için bekleyeceğiz Not: Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları Jeyhun Bayramov ve Zohrab Mnatsakanyan'ın bugün 29 Ekim'de AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının (Rusya, ABD ve Fransa) katılımıyla Cenevre’de gerçekleşmesi beklenen görüşme, önümüzdeki Cuma gününe ertelendi, Bakü'deki bir diplomatik kaynak RIA Novosti'ye bildirdi.
 
(Abhazyam.com Notu: Son gelişme - Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev 28 Ekim Salı günü Rus Basınına yapmış olduğu açıklamada, Paşinyan'la görüşmek için Moskova'ya koşulsuz olarak gitmeye hazır olduğunu vurguladı. Bknz: https://tr.sputniknews.com/asya/202010281043108774-aliyev-moskovada-pasinyanla-kosulsuz-olarak-bulusmaya-hazirim/ )
 
Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/3102056.html
 
www.abhazyam.com 

ETİKETLER :
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.