RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 26 Ekim 2020, Pazartesi 16:32:30 tarihnde eklendi. 5719 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Putin’in Sessizliği, Nereye Kadar?

FATİH ATAN “DAĞLIK KARABAĞ SORUNU, KAFKASYA’NIN TÜMÜNE YAYILABİLİR Mİ?”
 Putin’in Sessizliği, Nereye Kadar?
26/10 2020. Türkiye. 26 Ekim 2020. Abhazyam.com. Fatih Atan. (Atanba - Тванба). Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan Dağlık Karabağ sorunu, çeşitli ateşkes anlaşmaları yapılmış olmasına rağmen, çatışmalar halinde varlığını sürdürüyor.
  
Dağlık Karabağ sorununa kendi “At Gözlükleri” ile bakanlar, özellikle, SSCB’nin dağılması sonrasında, Karadeniz – Kafkasya Bölgesinde yaşanan ve günümüze kadar süren sosyo-politik gelişmeleri gerçek anlamda irdeleyemezler.
 
Neden mi böyle söylüyorum? Konuyu biraz açayım. 
 
Dağlık Karabağ sorunu, SSCB’nin dağılma sürecinde, 1990 sonrası, batı emperyalizmi ve o dönem ki, Rusya Federasyonu Yönetimi (Boris Yeltsin Yönetimi – F.A.) SSCB’nin 15 cumhuriyet ile sınırlı olduğunu, BM’e kabul ettirdiği dönemde gün yüzüne çıktı. (Rusya Federasyonu, Belarus, Ukrayna, Kazakistan, Letonya, Litvanya, Estonya, Gürcistan, Moldova, Ermenistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan) 
 
Bu 15 Cumhuriyetin dışında, bir ek bilgi vereyim, 31 Mart 1921 – 19 Şubat 1931 yılları arasında SSCB’de 16. cumhuriyet olarak Abhazya SSC varlığını sürdürmüştür. 1931’den itibaren bu cumhuriyetin varlığı sona erdirilmiş Gürcistan SSC içerisnde Özerk Cumhuriyet olarak varlığını sürdürmüştür.  
 
SSCB döneminde, bu 15 cumhuriyet içerisinde çeşitli özerk cumhuriyet ve bölgeler bulunuyordu.      
 
Rusya, kendi içerisinde bulunan 16 cumhuriyet ile anlaşarak federal yapılanmaya geçti. Ancak Çeçenistan yönetimi (Cahar Dudayev yönetimi – FA) bağımsızlık yönünde karar aldı ve 1990’lı yıllarda, özellikle Çeçen halkının ciddi kayıplarına yol açan bir savaş yaşandı.
 
Bu konu tek başına bir araştırma yazısı, o yüzden konuyu dağıtmadan, güncele gelelim.
 
SSCB’nin dağılma süreci döneminde, Kafkasya’nın Güney – Kuzey ayrımında Gürcistan SSC’e bağlı, Abhazya Cumhuriyeti, Acaristan Özerk Cumhuriyeti ve Güney Osetya Otonom Bölgesi bulunuyordu. 
 
1990 – 1993 döneminde yaşanan Gürcistan – Güney Osetya, Gürcistan - Abhazya savaşları sonrasında, bu iki ülke fiili olarak bağımsızlıklarını ilan etti, ancak yine küçük çapta da olsa bir savaşın yaşandığı, Türkiye’nin de garantör ülke olduğu, gözlerini yumduğu gelişmeler sonrasında, Acaristan Özerk Cumhuriyeti, Gürcistan’a bağlandı.
 
Mihail Saakaşvili yönetimindeki Gürcistan silahlı güçlerinin Güney Osetya başşehri Tskhinval'e08 Ağustos 2008’de saldırısı ile başlayan 5 gün savaşı sonrasında, Rusya Federaasyonu, Abhazya Cumhuriyeti ve Güney Osetya Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ve egemenlik haklarını tanıyarak, Kafkasya bölgesinde yeni bir dönemin açılmasına yol açtı.
 
Sizlere, bugun yaşanan Azerbaycan – Ermenistan, Dağlık karabağ çatışmasına geçmeden önceki bir benzerliğe dikkatlerinizi çekmek isterim. 
 
Gürcistan devlet yönetimi 8 ağustos 2008’deki saldırıyı gerçekleştirmeden önce başta ABD, Türkiye olmak üzere NATO üyesi ülkeler ve Ukrayna tarafından askeri anlamda yapılan desteklerle saldırıya hazır duruma getirilmişti. 
 
Örnek olarak Gürcistan silahlı kuvvetleri, Güney Osetya’ya saldırıya geçtiği Vaziani bölgesinde Temmuz 2008’de ABD ve Gürcistan Silahlı Kuvvetlerinin “Acil Yanıt – 2008” (Ummediate Response - 2008) adı altında ortak askeri tatbikat düzenlediler. Ayrıca, Ukrayna, Ermenistan ve Azerbaycan’dan askeri gözlemciler de bu tatbikata katıldılar. 
 
Gürcistan – Güney Osetya, Ağustos – 2008 Savaşı hakkında yazmış olduğum “8 Ağustos 2008 – Güney Osetya Katliamı” adlı kitabımın okunmasını öneririm. 
 
Bu savaşın başlangıcında Rusya Federasyonu Başbakanlığı görevinde bulunan Vladimir Putin ile ABD Devlet başkanı George W. Bush, Pekin Olimpiyatlarının açılışı sırasında, birlikte bulunuyorlardı. İkili arasında konu hakkında yapılan konuşma, tv yayınlarına canlı olarak düştü. 
 
Çoğu kişinin kaçırdığı konuşmada Vladimir Putin, George Bush’a, “Güney Osetya’da savaş yaşanıyor,orada insanlar ölüyor” dedi. George Bush’un yanıtı ise çok netti “Konu, Gürcistan’ın iç sorunu, onlar çözer.” 

Bu görüşme sonrasında, Rus askeri birlikleri, Tiflis’e kadar giderek savaşı sonladırmıştı.
 
Şimdi gelelim günümüze, Dağlık Karabağ sorununa, SSCB dağılması sonrasında, Gürcistan’da olduğu gibi, Azerbaycan’da da Dağlık Karabağ sorunu gündeme geldi. Dağlık Karabağ’da da, Abhazya ve Güney Osetya’da yaşananların bir benzeri oldu. 
 
Azerbaycan kendi içerisinde bulunan Dağlık Karabağ Özerk Cumhuriyeti’nin varlığını reddetti ve kendi toprağı ilan etti. BM’de bu kararı destekledi. Ancak Ermenistan’ın da desteği ile yaşanan savaş sonrasında Dağlık Karabağ, 10 Aralık 1991’de Azerilerin katılmadığı, sadece Ermenilerin katıldığı bir referendum ile bağımsızlık kararı aldı. 6 Ocak 1992’de de bağımsızlık resmen ilan edildi. 
 
Ancak, başta Ermenistan olmak üzere BM’e bağlı hiçbir ülke veya uluslararası kuruluş Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını tanımadı. Bu ülkenin bağımsızlığını tanıyan ülkeler ise Abhazya Cumhuriyeti, Güney Osetya Cumhuriyeti, Pridnestorviya Cumhuriyeti (Dinyester Ötesi – Moldava Cumhuriyeti).
 
Ermenistan, Dağlık Karabağ’ı resmi olarak tanımamasına rağmen, dünya ile olan bağlantısını sağlayan ülke olarak günümüze kadar zımni desteğini sürdürdü. Eski Ermenistan devlet Başkanı Serj Sarkisyan, Ocak 2011’de “Эхо Москвы” radyosunda yaptığı söyleşide “Eğer Azerbaycan, askeri müdahalede bulunursa, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını tanırız!” açıklamasında bulunmuştu.  (Bknz: http://www.abhazyam.com/haber/1534/serj-sarkisyan-ile-soylesi.html )
 
Bugünkü Ermenistan yönetimi de aynı şeyleri söylüyor, ama bugüne kadar bu konuda bir adımın atıldığı yok.
 
Gelelim, günümüze, Azerbaycan Devleti, 90’lı yıllardaki gücünün üzerinde bir silahlı orduya sahip bulunuyor. Özellikle NATO bünyesindeki TC Ordusu içerisinde yetiştirilen Azeri askeri yapılanması, NATO, Ukrayna ve İsrail’in askeri desteği ile güçlü bir konuma getirildi. 
 
Azeri devletinde ki bu güçlenme, özellikle “Tek millet İki Devlet!” Politikası çerçevesinde Ermenistan’ı kendisine karşı ırksal anlamda hasım olarak gören Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki TC Hükümeti tarafından askeri olarak her konuda destek sağlandı.
 
Son olarak 29 Temmuz - 10 Ağustos 2020 tarihleri arasında , Azerbaycan ve Nahçıvan’ı da kapsayan Türkiye ve Azerbaycan hava ve kara kuvvetleri tarafından geniş kapsamlı bir ortak askeri tatbikat düzenlendi. (Bknz: https://tr.euronews.com/2020/08/09/turkiye-azerbaycan-ortak-askeri-tatbikatinda-ozel-kuvvetler-sahada )                         
 
Bu tatbikatı Ermenistan “Provokasyon” olarak nitelendirmişti. Rusya ise oluşabilecek çatışmanın gerçekleşmemesi için tarafları karşılıklı olarak “kararlılıkla itidalli olmaya çağırıyoruz” açıklamasında bulunmuştu.
 
Bugün için taraflar, Minsk gurubu, ABD ve Rusya’nın girişimleri ile, “insani ateşkes” anlaşmaları imzalıyor, ama yine taraflar birbirlerini ateşkesi bozmakla suçluyorlar.
 
Çatışmalar sürüyor.
 
Gürcistan – Abhazya – Güney Osetya çatışması öncesi ve yaşanalar ile bugün Ermenistan, Azerbaycan – Dağlık Karabağ çatışması öncesi ve yaşananlar birbirine çok benziyor. 
 
Rusya’nın arka bahçesinde daha önce yaşanan, NATO tarafından, Gürcistan ve Ukrayna’nın ittifaka katılması amacı ile yapılan 2008 savaşı, Dimitri Medvedev’in Abhazya ve Güney Osetya’nın tanınması kararı, Kırım Cumhuriyeti’nin Rusya Federasyonu bünyesine katılması ile engellendi. 
 
Bugün yine ABD’nin ve İsrail’in arkasında bulunduğu Recep Tayyip Erdoğan yönetiminin savaşa etkin olarak Azerbaycan’ın yanında katıldığı görülüyor.
 
RTE’ hükümetinin güçlü askeri desteği ve Rus ve batılı yayın organlarında iddia edilen, Suriye’de eğitilen Cihatçı teröristleri Azerbaycan’da ki çatışmaya katması ile güçlenen İlham Aliyev’in “Dağlık Karabağ’adaki Ermenilere sadece kültürel anlamda özerklik verebiliriz. Orası Azerbaycan toprağıdır” dediği savaş bir süre daha devam edeceğe benziyor. 
 
Rusya’nın arka bahçesinde yaşanan olaylarla ilgili olarak Vladimir Putin, resmi olarak tanınmayan Dağlık Karabağ’da yaşanan olayları “trajedi” olarak nitelendirdiği ve “çünkü orada yaşayan insanlar bizim yabancımız değiller” dediği açıklaması sonrasında neler olacağı merak konusudur. (Bknz: http://www.abhazyam.com/haber/6452/daglik-karabaga-moskova-mudahalesi.html )
 
26 Ağustos 2008’de dönemin Rusya Federasyonu devlet başkanı Dimitri Medvedev’in Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıma kararının bir bölümünde belirttiği noktaya dikkatlerinizi çekmek isterim. 
 
D. Medvedev bu bölümde  “… Rusya, bütün bu gelişmeler karşısında sabrını korudu. Bizler, Kosova'nın bağımsızlığının tanındığı görüşmeler sonrasında da sorunların masada görüşülerek çözülmesi gerektiğini belirten görüşlerimizden vazgeçmedik. Ancak Gürcistan tarafı Abhazya ve Güney Osetya ile sorunların çözümünde güç kullanılmaması görüşlerine kendilerini kapattılar. Üzülerek belirtmek isterim ki bu durum NATO'nun ve hatta BM'in desteği ile gerçekleşti.

Şimdi anlaşılıyor: Tiflis'in sorunların çözümünde barış diye bir planlarının olmadığı. Gürcistan Yönetimi düzenli bir biçimde kendisini savaşa hazırladı. Kendisine politik ve askeri destek veren uluslararası destekçilerinin sayesinde…”  vurgulamasında bulunuyor. (Tanıma kararının tamamı için bknz: http://www.abhazyam.com/haber/5547/26-agustos-2008.html )
 
Benim gibi herkesin merak ettiği;
 
Dağlık Karabağ çatışmasının, tüm Kafkasya’ya yayılma tehlikesinin yanında, NATO tarafından Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti’nin, koçbaşı olarak kullanıldığı, İlham Aliyev’in de buna yeşil ışık yaktığı, Rusya Federasyonu’nun Güney Kafkasya’dan çevrelenme politikası konusunda, bugüne kadar sessizliğini koruyan Vladimir Putin’in, “Kafkasya Satranç Oyunu’nda ki!” son hamlesinin ne olacağıdır?
 
www.abhazyam.com   

ETİKETLER :
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.