RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 19 Haziran 2020, Cuma 16:03:39 tarihnde eklendi. 3151 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

NATO’nun Son Hali, Vahim!

STANİSLAV TARASOV “NATO’YU KİM İMHA EDECEK, TRUMP, ERDOĞAN YA DA MACRON’MU?
 NATO’nun Son Hali, Vahim!
19/06/2020. Moskova. 19 Haziran 2020. REGNUM. Stanislav TARASOV. Foto: Aleksandr Gorbarukoe. Çeviri: Fatih Atan (A’tanba - Тванба).  Brüksel, NATO belirlenen bir dizi sorunu içerisinde sindiremiyor. Bugünlerde ortaya çıkan çelişkilerin ittifak tarihinde hiçbir benzerliği bulunmuyor. Tüm belirtilere göre, herkes bir şeyler için hazırlanıyor, eski yapının çöktüğünü ve yeni bir yapının doğduğunu fark ediyor.
 
Kuzey Atlantik Konseyi'nin NATO savunma bakanları düzeyinde bir oturumu yapıldı. Bir video konferans formatında gerçekleşti ve toplantının konusu, nominal olarak ikinci bir coronavirüs pandemisi dalgası durumunda oluşturulması gereken bir eylem planı geliştirmeye adanmıştı.
 
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'e göre, savunma bakanları bu mücadele için "tıbbi ekipman stokunun toplanmasını ve kritik tıbbi malzemelerin alınması için bir fon oluşturulmasını" içeren bir paket paketi üzerinde anlaştılar. Ancak, bunlar en kesin sorunlar değil, önemli olan geleceğin sorunlarıdır. Ancak genel olarak, gelecekle ilgili konuda, ittifakın üzerinde asılı duran tüm diğer sorunlar ve problemler egemendi. Ve bu sorunlar, oturumda onaylanan, içerisinde “Rusya'yı engellemeyi amaçlayan” önlemlerinde bulunduğu, pratikte uygulanmasının doğrudan bağlı olduğu problemlerdir. Görüşmeler, Avrupa'da füze savunma sistemlerinin güçlendirilmesi ve en son konvansiyonel silahların satın alınması hakkında sürdürülüyor. ABD NATO Daimi Temsilcisi Kay Bailey Hutchison, ABD'nin Avrupa'da yeni füze savunma sistemlerini kullanıp kullanmayacağı sorusuna doğrudan cevap vermedi. Bunun yapılandırılmasının gerekiyorsa, sadece bulundukları ülkelerin rızasıyla olabileceğini belirtti.
 
Ve şu anki durum içerisinde ne var? Şu anki en acil sorun, ABD Başkanı Donald Trump'ın almış olduğu, ABD askeri birliklerini Almanya'dan kısmen geri çekme kararı. İngiliz yayını organı The Times, "NATO ülkelerinin güçlü bir ittifakının artık gerekli olmadığı" seçeneği hakkında konuşacağına inanıyor. Doğru, bazı NATO’lu ve Alman uzmanlar her şeyi sözde öznel faktöre indirmeye çalışıyorlar. Örneğin Trump’ın, “Alman enerji güvenliğini zayıflatan ve Rusya'ya siyasi hedeflerine ulaşmak için enerji kaynaklarını kullanma fırsatı veren” Nord Stream-2 gaz boru hattına «Северный поток — 2», yönelik siyasi tavrı nedeniyle Alman Şansölyesi Angela Merkel'e hakaret nitelikli açıklamaları oldu. Aslında, her şey daha derindir: Deutsche Welle’e (DW) göre Washington, Berlin'i “Rusya'dan gelen bir tehdit bahanesiyle istikrarlı bir müttefik politika paradigmasına” (izlenen ve kontrol edilen – abhazyam.com) ve “Çin ile üstünlük mücadelesini dikkate alarak ve onun Rusya ile olası bir ittifakını” göz önüne alarak yeni bir Avrupa stratejisi oluşturmaya yönelik bir geri dönüşün mümkün olabileceğini ön görüyor, bu da yeni başlıyor.  
 
Avrupa'daki Amerikan askeri birlik komutanı General Ben Hodges'a görüşüne göre, "Birincisi, Trump’ın politikası, NATO güçlerinin Avrupa’da kabul edilen gücünü zayıflatıyor ve ikincisi, Almanya ve diğer Avrupa müttefikleri ile önemli bir koordinasyon kaybına yol açıyor." Bu arka plan üzerinde birçok alanda ittifak için tutarlı bir politika oluşturmanın kolay olmadığı açıktır. NATO'nun güney kanadında ciddi bir kriz yaşanıyor. Bakanlar toplantısının arifesinde Fransız-Türk ilişkileri keskin bir biçimde kötüleşti. Girit yakınlarındaki Doğu Akdeniz bölgesinde, kargo gemisine eşlik eden Türk savaş gemileri, NATO'nun Libya'ya yönelik silah ambargosunu uygulama misyonuna katılan Fransız savaş gemisine karşı saldırgan tavır sergiledi. Bu bağlamda, Fransa Devlet Başkanı Emanuel Macron'un temsilcisi, Ankara'nın silah ambargosu ile ilgili olarak daha önce kabul edilen uluslararası anlaşmaların aksine, Libya'daki Faiz Faraj’ın Ulusal Birlik Hükümeti'ne (PNE) silah sağlamayı sürdürdürdüğünü söyledi ve “bu sadece çatışmanın çoğalmasına değil, aynı zamanda NATO içinde de sorun yaratıyor” dedi. 
 
Bu konumda, birçok gizemli ve söylenmemiş söz bulunuyor. Bugün için çok az insan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bu tür kararlı eylemlere iten nedenleri konu ediyor. O, 8 Haziran'da Mısır’ın önermiş olduğu, Libya'da ateşkes, cumhurbaşkanlığı konseyinin yeniden yapılandırılması ve hükümet seçimlerinin yapılması için  açıklanan Kahire Bildirgesini reddetti. Arap Devletleri Birliği, AB, Rusya, ABD ve diğer ülkelerin bu öneriyi desteklemesine rağmen. Almanya, Fransa ve İtalya liderleri, Mısır’ın önerilerini dikkate alması ve onaylaması için ayrı bir taleple Erdoğan'a döndüler. O da, getirilen öneriyi reddetti. Türk basın-yayın organlarında yazıldığına göre, cumhurbaşkanı ilk önce müzakere masasında oturmayı, çünkü Moskova askeri üslerini orada oluşturmayı planladığı iddiasında bulunulduğu için, ancak Ulusal Birlik Hükümeti’nin (PNE) Syrt ve Dzhufra'yı ele geçirmesinden sonra kabul edeceğini söyledi, ABD başkanı Trump ile yapmış olduğu telefon görüşmesi sonrasında da karşılıklı olarak kabul edilen bir tür “Plan”dan söz etmeye başladı. 
 
Türkiye'ye ek olarak, diğer NATO üyeleri kendilerini Doğu Akdeniz'deki kriz içerisinde bulabilirler, ancak sanki böyle bir şey yoktu: dolaylı olarak ABD, neredeyse doğrudan Fransa, Yunanistan ve İtalya. Ayrıca, Mısır, BAE, Kıbrıs ve Yunanistan'ın katılımıyla bir Türk karşıtı ittifakın ortaya çıkması faktörü var. Teorik düzeyde, Rusya, Mısır ve bazı Arap ülkelerinin rolünü etkisiz hale getirecek veya en aza indirecek kararların benimsenmesini sağlamak için Libya kartını NATO formatında oynamak mümkün olacaktır. Uygulamada, bu bölgedeki farklı hedef belirleme yönleri nedeniyle böyle bir senaryonun yaşama geçirilmesi olanaksız hale gelmektedir. Bu nedenden dolayıdır ki Paris’in NATO ülkelerini Libya yönünde koordineli bir şekilde hareket etmeye çağırması, tıpkı "Türkiye’yi Libya’da ve Doğu Akdeniz’de çevrelemeye" yönelik Avrupa çabalarına öncülük edememesi gibi, yalnızca "boş bir beyan" olarak algılanıyor. Ve sadece bu değil.
 
Reuters'e göre Fransa, Rus S-400 uçaksavar füze sisteminin satın alınması ve Doğu Avrupa'daki NATO savunma planının benimsenmesi de dahil olmak üzere diğer konularda Türklerin “kabul edilemez davranışlarına dikkat edilmesi” için bir kez daha çağrıda bulunduğunda, ittifak içinde bile Ankara'yı itibarsızlaştıramıyor. Fransa Savunma Bakanı’nın, "ittifakın NATO üyesi olarak Türkiye'ye karşı tutumunu yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ve bu devletin bloktan çıkarılması gerektiğini ima ettiğini" belirtti. Ancak, Türkiye'yi usul meseleleri konusunda ittifaktan geri çekmek olanaksızdır, ancak kendi kararı ile çekilebilir. Tek kelimeyle, NATO bakanlar kurulu oturumu mevcut tanıyı doğruladı: ittifak derin bir sistemik kriz içinde. NATO stratejistlerinin Stoltenberg'in yaptığı gibi Avrupa'da seferberlik teknolojilerini yeniden oluşturma girişimleri, “ana askeri tehdidin şu an için Rusya'dan geldiği” ilanında bulunmaları, arkaik ve tarihi naftalin kokusu oluşturuyor. Küresel güç dengesinin Doğu'ya - Çin'e doğru kaydığı herkes tarafından uzun zamandır görüldüğü, açıktır.
 
Avrupa jeopolitik derinlikten uzakta bulunuyor. Amerikan yayın organı Foreign Policy’in bu konuda yazdığı gibi, en ileri Batılı uzmanlar, şimdi ABD’li yetkililerin ve batılı yöneticiler tarafından ileri sürülen, Batının küresel çıkarları açısından NATO’nun doğudaki ilerlemesi için oluşturulan Doğu Avrupa ülkeleri üzerinde “Rus tehdidi yaklaşıyor ve potansiyel olarak üzerlerinde tehdit oluşturuyor” stratejisinin hatalı bir karar olduğuna inanıyorlar. Bu arada, Sovyet sonrası bölgede bulunan bazı ülkeler benzer biçimde davrandılar. Şimdi NATO üyesi olan Türkiye, ittifak ortaklarının kendisiyle dayanışma göstermesini ve onun neo-Osmanlı bölgesel hedeflerine doğrudan destek vermesini talep ederek bu teknolojiye başvurmaya karar verdi. Ve bu konum, Avrupa’ya entegrasyonunun belirsiz beklentilerinin Ankara açısından aşikâr hale geldiği ve Rusya'nın “askeri tehdidinin” ortadan kalkmasıyla Batı ile ilgili sorunların ortaya çıktığı bir durumda oluşuyor. Türkiye, bu sistemi, Ortadoğu'da sözde “yeni Türk misyonu” nun bu şekilde gelişmesi gerektiğini gösteren demokrasi ve piyasa reformları arasındaki korelasyon sistemine aktif olarak tanıtmaktadır.
 
Batı, Türkiye’de iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin önerdiği “Ilımlı İslam” doktrinini, Türkiye'de ve bölgede, demokratik reformlarla çelişmeyeceğine inanarak kolayca kabul etti. Ancak Ankara, ABD ve Fransa gibi NATO müttefiklerinin kendi devletlerini kurmaktan yana olan Kürtleri açıkça desteklediğini gördüğünde kural dışı durumu fark etti.. Bütün bu gelişmeler, Çin'in tarihi zaman kazandığı ve ABD ile ilişkilerini yetkin bir şekilde inşa ettiği dönemin arka planı sürecinde gerçekleşti. Dolayısı ile, NATO belirlenen bir dizi sorunu içerisinde sindiremiyor. Bugünlerde ortaya çıkan çelişkilerin ittifak tarihinde hiçbir benzerliği bulunmuyor. Tüm belirtilere göre, herkes bir şeyler için hazırlanıyor, eski yapının çöktüğünü ve yeni bir yapının doğduğunu fark ediyor. Bir Amerikalı uzmanın yazdığı gibi, insanlar şu gerçeğe karşı hazırlıklı olmalıdır, “Birleşik Devletler (ABD), zaman ve mekanda, ittifak içindeki birisinin yıkımcı rolünü üstleninceye kadar NATO dramasındaki entrikalarını, ilgi çekici tiyatro oyununda sürdürecek.” 

Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/2986551.html
 
www.abhazyam.com 

ETİKETLER :
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!
Hava Durumu
ANKET
Aleksandr Ankvab'ın Siyasete Dönüşünü Onaylıyormusunuz
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu

©
Copyright 2011 Abhazyam.com Her hakkı saklıdır.